İbn Haldun

27 Mayıs 1332 (Tunus , İriqiya Hafsid Saltanatı) – 17 Mart 1406 (Kahire, Memluk Sultanlığı)

Doğum 27 Mayıs 1332 / Tunus , İriqiya Hafsid Saltanatı
Ölüm 17 Mart 1406 (73 yaşında) / Kahire , Mısır’ın Memluk Sultanlığı
Din İslâm
Milliyet Tunus
Mezhep Sünni [1]
Hukuk ilmi Maliki [2]
İnanç Eşari[3]
Temel ilgi (ler)
  • Tarih 
  • Sosyoloji
  • Ekonomi bilimi
  • Demografi
  • Siyaset Bilimi
Dikkate Değer fikirler
  • Döngüsel imparatorluk teorisi
  • Asabiyye (Sosyolojik Antropoloji)
  • Ekonomik büyüme teorisi [4]
  • Arz ve talep teorisi [5]
  • Arz yanlı ekonomi

 

İbn Haldun (Arapça : أبو زيد عبد الرحمن بن محمد بن خلدون الحضرمي , Ebu Zeyd’in Abd Rahman bin Muhammed bin Haldun el-Hadrami)  önde gelen bir Tunuslu Arap tarih yazarı ve tahlilcisidir. [8] Yaygın olarak tarih yazımı, sosyoloji, ekonomi ve demografi gibi günümüz disiplinlerinin öncüsü olarak kabul edilmektedir. 

En çok Mukaddime veya Latince ismiyle Prolegomena (Önsöz – Giriş) adlı kitabı ile tanınır. Osmanlı İmparatorluğu’nun büyümesini ve düşüşünü analiz etmek için kitaptaki teorileri kullanan Kâtip Çelebi, Ahmed Cevdet Paşa ve Mustafa Naima gibi 17. yüzyıl Osmanlı tarihçilerini etkiledi . [10] 19. yüzyıl Avrupalı bilginleri bu kitabın önemini kabul ederek İbn-i Haldun’u Ortaçağ’ın en büyük filozoflarından biri olarak kabul etmişlerdir. [11] Çalışmaları ayrıca modern 20. yüzyıl ekonomisi üzerinde, özellikle de düşünürlerin arz yönlü ekonomisi üzerinden Arthur Laffer ve Ronald Reagan başta olmak üzere birçok iktisatçıya ilham verdi. 

Tunus’ta İbn Haldun’un doğduğu ev

AİLESİ

İbn Haldun’un hayatını çoğunlukla kendi yazdığı otobiyografisi olan  ( التعريف بابن خلدون ورحلته غربا وشرقا, at-Ta’rīf iki İbn Haldun wa-Riḥlatih Gharban wa-Sharqan[13]) isimli eserden öğrenmekteyiz.

Uzun ismiyle Abdurahman bin Muhammed bin Muhammed bin Muhammed bin Muhammed bin El-Hasan bin Cabir bin Muhammed bin İbrahim bin Abdurahman bin İbn Haldun,  genellikle “İbn Haldun” olarak bilinir.

MS 1332’de (Hicri 732 ) Tunus’ta soyu Endülüs Arap asıllı olan bir ailenin çocuğu olarak doğdu. [8] Yakın geçmişi Endülüs olan ailenin köklerinin Yemen’e dayandığı iddia edilmektedir.  

Endülüslü olan yakın geçmişi, Sevilla ‘nın düşmesinden sonra Tunus’a göç etmiş ve Hafsid Hanedanın bürokratları arasına girmiştir. Kardeşi olan Yahya, İbni Haldun gibi tarihçiydi ve Abdülvelid hanedanı tarafından öldürülmüştü. [14]

Kendi otobiyografisinde ibni Haldun atalarının Yemen’den bir Arap kabilesinden geldiğini ve aile köklerinin özellikle 8. yüzyılda İber Yarımadası’na gelen Hadhramaut aracılığıyla gelen bir aile olduğundan bahsederek şöyle ifade etmiştir “Ve atalarımız Yemen Araplarından Hadhramaut, Wa’il ibn Hujr aracılığıyla Hujr ibn ‘Adi olarak da bilinir, iyi bilinen ve saygı duyulan Arapların en iyilerindendi.” (s. 2429, El Varaq’ın basımı).

İbn Haldun Arap Amerikan Ulusal Müzesi’ndeki koleksiyonun bir parçası olan İbn Haldun’un yaşam boyu bronz büst heykeli

Ancak biyografi yazarı Muhammed Enan, İbni Haldun’un  iddiasını sorguluyarak Haldun ailesinin sosyal statü kazanmak için Arap kökenli gibi davranan Muladis (Arap olmayan Endülüslü) olabileceğini öne sürmüştür.  [15] Enan ayrıca, bazı Berber’i ve Arap grupların soylarıyla kendilerini kasten “ağırlaştırmak ve değer katmak” amacıyla soyunu Hz. Muhammed’e dayandırdığını ifade etmektedir. Bu tür referans güdüsü, her zaman politik ve toplumsal yükseliş arzusuydu” diye ifadesine devam etmiştir.

Bazıları Haldun ailesi hakkında  spekülasyonun yaparak, İbn Haldun’un kendisinin doğum yerinin yerli çoğunluğu ile aynı Berber soyunun ürünü olduğunu iddia etmişlerdir.

İslam alimi Muhammed Hozien ise “…. İbn Haldun’un ataları Endülüs’ten ayrılıp Tunus’a taşındıklarında Arap soyuna değiştirmediler. Berberlerin hüküm sürdüğü zamanlarda bile, El-Marabatlar ve El-Meşahidlerin hükümdarlığı, İbn Haldunlar Berberi miraslarını geri istemediler.” [16]  diyerek ailenin Berberi olduğunu iddia etmiştir.

Tüm iddialara rağmen kendi şecere ve soyadı konusunda Haldun’un,  Arap Yemen kökenli kökleri olduğuna dair güçlü göstergeler olduğundan, bu iddia kabul edilmektedir. [8] [17]

EĞİTİM  

Ailesinin toplumdaki yüksek durumu, İbn Haldun’un Mağrip’teki en iyi öğretmenlerle çalışmasını sağladı.

İslami bir eğitim alarak, Kuranı ezberlemiş, Hadis, Fıkıh ve İslam Hukuku üzerine ciddi eğitim görmüştü. [18]  Matematikle ilk ve ciddi teması dönemin Matematikçi ve filozoflarından olan Al-abili Tlemcen ile oldu. Bu dönemde matematik, mantık ve felsefesi üzerine, Averroes, İbn Sina, Razi ve Tusi başta olmak üzere bir çok alimin eserlerini okudu.

1348-49 senelerinde, o dönemin kara kabusu olan Veba yüzünden ailesinin büyük çoğunluğunu kaybettiğinde 17 yaşındaydı. [19]

Aile geleneği olduğu üzere siyasi bir kariyer için çabaladı. Kuzey Afrika’nın çalkantılı  siyasi durumu oldukça karışıktı. Sık sık el değiştiren hanedanlar ile ters düşmemek, yüksek derecede beceri gerektiriyordu. [20]  Bu kaos dönemini otobiyografisinda yazan İbn-i Haldun, hapishanede zaman geçirdiği, en yüksek makamlara ulaştığı ve tekrar sürgüne düştüğü detaylı bir şekilde anlatmıştır.  

SİYASİ KARİYER 

20 yaşına geldiğinde Tunus Emiri İbn Tafrakin’in  altında Katib el-‘Alāmah, (mühür taşıyıcısı) olarak siyasi kariyerine başladı.

1352’de Konstantin sultanı Abū İnan Tunus’a yürüdü ve İbn Tafrakin’i yendi. Yeni Sultan  Abū İnan Fares I, onu kraliyet bildirilerinin yazarı olarak atadı, ancak İbn Haldun yine bu dönemde 1357’de 25 yaşında 22 ay hapis cezası çekti.

1358’de Abū İnan’ın ölümü üzerine Vezir al-Hasin ibn-Umar ona özgürlüğünü, rütbesine ve makamlarına iade etti.

İbn Haldun daha sonra Abu İnan’ın halefi olan Abū Salem İbrahim III’e karşı hareket eden Abū Salem’in sürgünde olan amcası ile beraber hareket ederek Sultanı devirenler arasında yer aldı. İktidara gelen yeni Emir, İbn Haldun’a vezirlik pozisyonu verdi. İbn Haldun’un emellerine karşılık gelen ilk ciddi pozisyon oldu.

İbn Haldun,  bu dönemde yaşanan iktidar mücadelesinden ve onu etkilemesinden dolayı Granada’ya taşınmaya karar verdi.  

Granada Emiri Muhammed ve İbn Haldun arasındaki yakın ilişkinin artmasından  huzursuz olan Muhammed’in  veziri İbnü’l-Hatib ile aralarında ciddi bir rekabet oldu.

İbn Haldun,  akıllı bir hükümdar olarak gördüğü genç Muhammed’i, İbnü’l-Hathat konusunda uyardı. Süreç El Hatib’in lehine işledi ve İbni Haldun Kuzey Afrika’ya geri sürüldü. İlerleyen zamanlarda İbni Haldun’un haklılığı ortaya çıkacak ve İbnü’l-Hathat idam edilecekti.

Otobiyografisinde İbn Haldun, İbn el-Hatib ile çatışması ve ayrılış nedenleri hakkında çok az şey anlatmıştır. 

Afrika’da, hapishanede iekn ona eşlik etmiş olan Bougie Hafsid sultanı Abū bAbdallāh, onu büyük bir coşkuyla karşıladı ve İbn Haldun’u başbakan yaptı.

İbn Haldun, yerel Berber kabileleri arasında vergi toplamak için cesur bir görev üstlendi.

Ab’ bAbdallāh’un 1366’da ölümünden sonra İbn Haldun bir kez daha taraf değiştirdi ve kendini Tlemcen Sultanı Abūl -Abbas ile ittifak içinde buldu. Birkaç yıl sonra Abu Faris Abdul Aziz tarafından esir alındı. Tlemcen sultanını yenerek tahtını ele geçirmişti. Daha sonra bir medreseye girdi ve 1370 yılına kadar kendini eğitim hizmetlerine adadı. O yıl yeni sultan tarafından Tlemcen’e gönderildi. DuAbdu l-Azīz’un ölümünden sonra Fez’de ikamet ederek naipliğin himayesi ve güveni altında çalıştı.

İbn Haldun’un siyasi becerileri ve hepsinden önemlisi, vahşi Berber kabileleriyle olan iyi ilişkisi, Kuzey Afrikalı yöneticiler arasında yüksek talep görüyordu. Ancak İbn-i  Haldun siyasetten ve bürokrasiden oldukça yorulmuştu.

1375’te Tlemcen’in Abdul Wadid Sultanı Abū Hammu tarafından Biskra’nın Dawadida Arap kabileleri görevine gönderildi. Batıya döndükten sonra İbn Haldun, Cezayir’in batısındaki Qalat İbn Salama kasabasındaki Berber kabilelerinden birine sığındı. Orada üç yıl boyunca korumaları altında yaşadı. 1378’de İbn Haldun’u hizmete alan Abūl-Abbas tarafından fethedilen Tunus’a döndü. Orada kendisini neredeyse sadece çalışmalarına adadı ve dünya tarihini tamamladı. Abūl-Abbas’la olan ilişkisi, ikincisinin sadakatini sorguladığı için gergin kaldı.

SONRAKİ YAŞAM 

İbn Haldun Mısır’a, “Onu görmeyen İslam’ın gücünü bilmediğini” söyledi. [23] Diğer İslam bölgeleri sınır savaşları ve iç çatışmalarla baş etmek zorunda kalırken, Memlükler Mısır’a ekonomik refah ve yüksek kültür dönemi yaşamaktaydı. Ancak İbn Haldun’un son günlerini yaşadığı Mısır’da bile siyasetten uzak kalamadı.

1384 yılında Mısırlı Sultan, El-Malik Zahir Berkuk, onu Qamhiyyah Medrese’nin Maliki fıkıh okulunda müderris yaptı. Reform çabaları direnişle karşılaştı ve bir yıl içinde pozisyonundan ayrılmak zorunda kaldı. Ayrılma kararına katkıda bulunan diğer bir faktör ise 1384 senesinde eşini ve çocuklarını taşıyan bir geminin İskenderiye kıyısından batmasıydı. İbn Haldun bu dönemde Mekke’ye hacca gitmeye karar verdi.

Mayıs 1388’de Hac farizasından döndükten sonra İbn Haldun, çeşitli Kahire medreselerinde eğitime daha fazla odaklandı.

Sultan Berkuk’a karşı yapılan bir isyan hareketinde, Berkuk’a karşı fetva verdiği için Mısır Sultanı ve Kadıları ile ters düştü. İlerleyen zamanlarda Sultan Berkuk ile ilişkileri git gelli oldu. 

1401 senesinde Berkuk ölmüş yerine oğlu Farac geçmişti. İbn-i Haldun, Timur’un Şam fethine karşı Sultan Farac yanındaydı ve Timur’un şehri fethetmesiyle esir oldu. Timur onunla Endülüs hakkında uzun sohbetler gerçekleştirdi ve yine Timur’un talebiyle aynı konu hakkında uzun bir yazı hazırladı. Mısır’a geri döndüğünde Timur ve Türk tarihi üzerine tarafsız bir çalışma hazırladı.

İbn Haldun, bundan sonra ki beş yılını otobiyografisini ve dünya tarihini tamamlayarak, medresede öğretmenlik yaparak ve Ladılık görevlerine devam ederek geçirdi. Bu arada, reform odaklı idealleri yerel siyasi yetkililerin dikkatini çeken bir yeraltı partisine, Rijal Hawa Rijal’a katıldığı iddia edildi. Yaşlı İbn Haldun bir süre tutuklu kaldı. Maliki Kadılığına altıncı kere seçildikten bir ay sonra 17 Mart 1406’da öldü .

ÇALIŞMALAR 

KİTAB AL’IBAR  

İbn Haldun’un ana işi Kitāb al-ʻIbar veya “Ders Kitabı” dır (tam başlık: Kitāb al-ʻIbar wa-Dīwān al-Mubtadaʼ wa-l-Khabar fī Taʼrīkh al-ʻArab wa-l-Barbar wa-Man ʻĀṣarahum min Dhawī ash-Shaʼn al-Akbār “Kitaplar Kitabı, Araplar ve Berberler ve Onların Güçlü Çağdaşlarının Tarihindeki Başlangıç ​​ve Olayların Kaydı”).  Bu kitap aslen Berberlerin tarihi olarak tasarlandı, ancak daha sonra evrensel bir tarihe odaklanarak genişletildi. .

Mukaddime dünyanın tam bir tarihidir ve imparatorlukların yükselişini ve çöküşünü anlatır. Kitap sosyoloji, coğrafya, tarih ve ekonomi konularına değinmiştir. [25] 

Kitab el-‘Ibār yedi kitaba böler. Mukaddime (Giriş), [26] [27] bu yedi kitabın ilki  olarak kabul edilir. Kitapların iki ve beş arası , yazarın kendi zamanına kadar geçen “Dünya İnsanlık Tarihini” kapsar . Kitabın Altı ve Yedinci ciltleri ise Berberi halklarının ve Mağrip’in tarihini verir .

14. yüzyılda Fez çalışmasından kaynaklanan hatalara rağmen, Haldun’un dayandığı Rawḍ el-Qirṭās (muhtemelen İbn Abi Zar tarafından ), el-‘Ibar Berberi tarihi için önemli bir kaynak olmaya devam etmektedir. Tarihsel çalışma, orijinal alıntıların yokluğunda çoklu (bazen çelişkili) kaynakların sentezi nedeniyle , İbrahim ibn ar-Rakka (~ d.1028) veya bazı klasik Arap tarihçileri tarafından eleştirilmiştir.[28]

Sosyoloji disiplini ile ilgili olarak , hareketsiz hayata karşı hareketsiz yaşam ikilemini ve savaşçılar bir şehri fethettiğinde ortaya çıkan kaçınılmaz güç kaybını tarif etti. Arap alim Sati ‘el-Hüsri’ye göre, Mukaddime sosyolojik bir çalışma olarak okunabilir.

İbni Haldun’un merkezi konsepti üzerine kurulmuş olan sosyal uyum, grup dayanışması  ya da kabilecilik anlayışını Asabiyye olarak tanımlayarak millet reflekslerini metodolojik olarak ilk irdeleyen kişilerden olmuştur.

Bu sosyal uyum, kabilelerde ve diğer küçük akrabalık gruplarında kendiliğinden ortaya çıkararak dini bir ideoloji ile yoğunlaştırılabilir ve genişletilebilir. İbn Haldun’un analizi, bu kaynaşmanın grupları iktidara nasıl taşıdığını ancak kendi içinde tohumları içerdiğini psikolojik, sosyolojik, ekonomik. siyasi. grubun çöküş, daha güçlü uyum ile bağlı yeni bir grup, hanedan veya imparatorluk tarafından değiştirilmesini netlikle ifade etmiştir. 

Belki de İbn Haldun’un çalışmasından en çok söz edilen gözlem, bir toplum büyük bir medeniyet haline geldiğinde (ve muhtemelen bölgedeki baskın kültür) yüksek noktasını bir çürüme dönemi izlediği fikridir. Bu, azalan uygarlığı fetheden bir sonraki yapışkan grubun, kıyaslandığında bir grup barbar olduğu anlamına gelir . Barbarlar fethedilen toplum üzerindeki kontrolünü sağlamlaştırdıklarında, okuryazarlık ve sanat gibi daha rafine olan yönlerine çekilirler ve bu tür kültürel uygulamalara asimile olurlar veya uygun olurlar. Daha sonra, eski barbarlar süreci tekrarlayacak yeni bir barbarlar tarafından fethedilecek bir süreç içerisinde yer alırlar.  

Batılı düşünürlerin, en azından bir düzeyde, Haldun’un çalışmalarından ve katkılarını bilerek ya da asıl kaynağın farkında olmadıkları için katkılarını az önce bildiklerini gösteren bazı kanıtlar var. Bu nedenle Klasik İktisatçı’nın Haldun’u ve çalışmalarını ne kadar iyi bildiği belirsizdir. Bir ekonomist ve tarihçi olan Georgetown Üniversitesi Profesörü İbrahim Oweiss, Schumpeter ve David Hume’un Haldun’un emek değer teorisinden bahsettiklerini belirtiyor; Haldun’un buna bir değer veya teori emek teorisi olarak bahsetmediğini belirtmek önemlidir. [32]

İbn Haldun politik ekonominin erken bir örneğini  ortaya koymaktadır . Bu, ekonomiyi değer katan süreçlerden oluşuyor olarak tanımlamaktadır.Yani, tekniklere ve el sanatlarına emek ve beceri eklenir ve ürün daha yüksek bir değere satılır . Ayrıca, modern politik ekonomi terimleriyle, fazlalık ve sırasıyla sınıfların yeniden üretimi için gerekli olan “kâr” ve “beslenme” arasındaki ayrımı yaptı. Ayrıca toplumu açıklamak için bir bilim yaratılmasını istiyor ve bu çalışmaları ana eseri Mukaddime’de  ana hatlarıyla anlatmaya devam ediyor. Mukaddime’de Haldun  “Medeniyet ve refahının yanı sıra iş refahı da üretkenliğe ve insanların kendi çıkarları ve kazançları doğrultusunda her yöndeki çabalarına bağlıdır” diye ifade etmiştir.. [33] 

İbn Haldun eserinde ayrıca, erken iş bölümü, vergiler, kıtlık ve ekonomik büyüme teorilerini de özetlemektedir. [35] Haldun aynı zamanda yoksulluğun kökenini ve nedenlerini inceleyen ilk kişilerden biriydi; yoksulluğun ahlak ve insani değerlerin yok edilmesinin bir sonucu olduğunu ileri sürdü. [36] Daha da ilginç, o faktörler, modern GDP-formülüne tüketimi, hükümet ve yatırım-bir habercisi olarak zenginlik katkıda bulunan değerleri inceledi. [37] Haldun ayrıca yoksulluğun zorunlu olarak kötü mali karar almanın sonucu değil, dış sonuçlardan kaynaklandığını ve bu nedenle hükümetin yoksulluğu azaltmaya dahil olması gerektiğini savundu. [38]

İbn Haldun ayrıca İslami bir para sisteminin para biriminin içsel değere sahip olması gerektiğinden ve altın ve gümüşten ( dirhem gibi ) yapılması gerektiğine inanıyordu. Bu sikkelerin ağırlığının ve saflığının kesinlikle takip edilmesi gerektiğini vurguladı: bir dinarın ağırlığı bir mithqal (72 tane arpa ağırlığı , kabaca 4.25 gram) ve 7 dinarın ağırlığı 10 ağırlığa eşit olmalıdır. dirhem (bir mithqal’ın 7/10 veya 2.96 gram). [39]

SOSYAL DÜŞÜNCE

İbn Haldun epistemolojisi, bilimi iki farklı kategoriye, Kuran bilimlerini dikkate alan din bilimi ve din dışı bilime bölerek mistisizm ile teolojiyi uzlaştırmaya çalışmıştır. Din dışı bilimleri ayrıca mantık, aritmetik, geometri, astronomi gibi entelektüel bilimlerin yanı sıra dil, edebiyat, şiir gibi yardımcı bilimler olarak sınıflandırmıştır.  Tüm olası toplumların kültürel davranışlarına ve eğitim, ekonomi ve politikadaki etkilerine uyum sağlamaya çalıştı. Bununla birlikte, yasaların sadece bir lider veya küçük bir birey grubu tarafından seçildiğini değil, çoğunlukla bir toplumun bireylerinin çoğunluğu tarafından seçildiğini düşünmüyordu. [40]

İbn Haldun’a göre devlet, toplumdaki adaletsizliği sınırlamak için insan toplumunun bir gerekliliğiydi. Fakat devletin anlamı güçtür, dolayısıyla kendisi de bir adaletsizliktir. Bir toplum kurmak için tüm toplumların kendilerini yöneten bir devleti olmalıdır. Tüm toplumlarda her yerde var olan fenomenleri tanımlayarak toplumların tarihini standartlaştırmaya çalıştı. Ona göre medeniyet, insanlar var olduğu sürece var olacak bir fenomendi. Temel ihtiyaçların yerine getirilmesini medeniyetin başlangıcı olarak nitelendirdi. Başlangıçta, insanlar temel ihtiyaçların üretkenliğini artırmanın farklı yollarını arayacak ve genişleme gerçekleşecektir. Daha sonra toplum daha yerleşik olmaya başlar ve daha çok işçiliğe, sanata ve daha rafine özelliklere odaklanır. Bir toplumun sonunda, zayıflayacak, başka bir küçük grubun kontrol altına alınmasına izin verdi. Fetih grubu, toplumun içinde tatminsiz bir grup veya sürekli olarak daha zayıf veya zayıflamış toplumlara saldıran bir grup çöl haydutu olarak tanımlanır.

En önemli eseri olan Mukaddime’de, zamanının bilinen tarihsel olaylarının teorik bir çerçevesi içinde gözlemlenebilir örüntülere dayalı olarak, felsefenin tarihe girişini genel bir şekilde düşünceli ve titizlikle tartışır. Tüm toplumların başlangıcını, gelişimini, kültürel eğilimlerini ve düşüşünü tanımladı ve böylece sürekli olarak aynı eğilimleri takip edecek yeni bir toplumun yükselişine yol açtı. İbn Haldun yaşamı boyunca bir toplum için mükemmel bir model oluşturmadı, ancak toplumu sürekli ekonomik büyümesini sağlamak için yönetmek için yeni bir modele ihtiyaç olduğunu düşünüyordu. Ayrıca tarih bilgisine göre bir toplumu geliştirmek için en iyi politik yaklaşımları önerdi. İyi bir toplumun, eğitim geleneğinin kendi kültüründe köklü bir toplum olacağını vurguladı.[21] ibn Haldun (1987) kabileciliği açıklamak için, kelime asabiya (dayanışma grup duygusu veya grup bilinci) ilave. Asabiya kavramı “sosyal uyum”, “grup dayanışması” veya “aşiretçilik” olarak çevrilmiştir. Bu sosyal uyum, kabilelerde ve diğer küçük akrabalık gruplarında kendiliğinden ortaya çıkar (Rashed, 2017).

İbn Haldun, vergiler ve mevzuat gibi çok fazla bürokrasinin toplumun azalmasına yol açacağına inanıyordu, çünkü daha uzmanlaşmış işgücünün gelişimini kısıtlayacaktır (bilginlerde artış ve farklı hizmetlerin geliştirilmesi). Bürokratların ticaret dünyasını anlayamayacağına ve bir işadamı ile aynı motivasyona sahip olmadığına inanıyordu. [21]

Mukaddime  eserinde İbn Haldun, insan fakültesini ( fikr ) insan davranışını ve her yerde bulunan kalıpları belirleyen şey olarak düşünmeye vurgulamaktadır . Bu fakülte aynı zamanda insanlara iş ve örgütlenme bölümünde işbirliği yapmak için sosyal bir yapı oluşturmaya ilham veren şeydir. İçinde Zaid Ahmand göre Epistemoloji ve Kentsel Çalışmalar İnsani Boyut , Fikr fakülte insanın manevi, entelektüel, fiziksel, sosyal ve politik eğilimlerine ilişkin İbn Haldun’un teorisinin tüm felsefi yönleri için destek ayağıdır.

Çalışmalarında vurguladığı bir diğer önemli kavram, el sanatlarına, alışkanlıklara ve becerilere hakim olmaktır. Bunlar bir toplum kurulduktan sonra gerçekleşir ve İbn Haldun’a göre, bir toplumun başarı düzeyi sadece bu üç kavram analiz edilerek belirlenebilir. İlk aşamalarında bir toplum göçebe ve öncelikle hayatta kalmayla ilgilenirken, daha sonraki bir aşamada bir toplum hareketsizdir ve el sanatlarında daha büyük bir başarı elde eder. Yerleşik bir kültüre ve istikrarlı politikaya sahip bir toplumun el sanatları ve teknolojide daha büyük başarılara sahip olması beklenir. [21]

İbn Haldun, epistemoloji teorisinde eğitim geleneğinin yeni medeniyet nesillerinin bilimlerde sürekli gelişmesini ve kültürü geliştirmesini sağlamak için oynadığı önemli yönü vurguladı. İbn Haldun, bir eğitim geleneğinin güçlü bir şekilde kurulması olmadan, yeni nesillerin, onları geliştirmek yerine, önceki nesillerin başarılarını sürdürmesinin çok zor olacağını savundu.

Bir toplumun başarısını ayırt etmenin bir başka yolu, toplumun dil faktörü olacaktır, çünkü onun için bir toplumun en önemli unsuru kara değil, onlar tarafından konuşulan dil olacaktır. Arap olmayan birçok Arap toplumunda gerçekten başarılı olduklarına, iyi işlere sahip olduklarına ve toplum tarafından iyi karşılandıklarına şaşırdı. İbn Haldun bir keresinde hatırladı, “Bu insanlar inişe göre Arap değildi, ama Arapça alışkanlığına sahip Araplar arasında büyüdüler.” [B] Bundan dolayı Arapça o kadar iyi ustalaşabildiler ki aştı.” [41] O olmayan Araplar, Arap toplumunun bir parçası olarak kabul edilmiştir nedeni Arap dilinin kendi ustalığı nedeniyle olduğuna inanıyordu.

Şiir ve nesir gibi edebi eserlerdeki gelişmeler, bir medeniyetin başarısını ayırt etmenin başka bir yoluydu, ancak İbn Haldun, bir toplumun edebi cephesinin en üst seviyesine ulaştığında artık toplumsal başarıları göstermenin sona erdiğine, ancak yaşamın bir süslemesi olduğuna inanıyordu. . Mantıksal bilimler için, bilginlerin ve bilginin kalitesinin artması olarak bilgiyi en üst düzeyde kurmuştur. Ona göre edebi prodüksiyonların en üst seviyesi düzyazı, şiirler ve bir toplumun sanatsal zenginleşmesi olacaktır. [42]

KÜÇÜK İŞLERİ

Diğer kaynaklardan, başta Kuzey Afrika ve Al-Andalus’ta geçirdiği süre boyunca bestelenen birkaç başka eseri biliyoruz. İlk kitabı, Lubābu l-Muhassal, tefsiri İslami teoloji arasında Fahreddin el-Razi, öğretmeni Tunus’ta el-abili gözetiminde 19 yaşındayken yazılmıştır. İlgili bir çalışma Tasavvuf , Shifā’u l-Sā’il üzere 1373 çevresinde oluşmaktadır Fes, Fas . Granada Sultanı Muhammed V’in mahkemesinde iken İbn Haldun , laallaqa li-s-Sulṭān mantığı üzerine bir çalışma besteledi .

GEÇ DÖNEM

Bir Laffer Eğrisi Trabandt ve Uhlig (2009) tarafından tahmin olarak% 70 civarında bir maksimum gelir noktası ile. [43]

Laffer , İbn Haldun’un “hanedanın başlangıcında vergilendirmenin küçük değerlendirmelerden büyük bir gelir getirdiğini. Hanedanlığın sonunda vergilendirmenin büyük değerlendirmelerden küçük bir gelir getirdiğini” selef olarak. gözlemlediğini belirtiyor. [44] [45]

MISIR 

İbn Haldun’un tarihsel yönteminin zamanında çok az emsali ya da takipçisi vardı. İbn Haldun’un dini bilimlerdeki hukuk alanında başarılı bir öğretim üyesi olduğu bilinmekle birlikte, öğrencilerinin çok azı Mukaddimasının farkındaydı ve bundan etkilendi. [46] Böyle bir öğrenci El Makrizi Mukaddime’ye övgüde bulundu, ancak bazı akademisyenler övgülerini ve diğerlerinin övgülerini İbn Haldun’un yöntemlerini anlama konusunda genellikle boş ve anlayışsız buldular. [46]

İbn Haldun öncelikle çağdaşlarından, özellikle İbn Hacer el-Aksalani’den eleştiri ile karşı karşıya kaldı . Bu eleştiriler, yetersiz tarihsel bilgi suçlamaları, yanlış bir başlık, düzensizlik ve üretken Arap edebiyatı yazarı El-Cahiz’inkine benzeyen bir stil içeriyordu . El-Asqalani ayrıca İbn Haldun’un geleneksel yargı kıyafeti de dahil olmak üzere birçok saygın geleneğe karşı çıktığı için Mısır’da çok sevilmediğini ve bunun İbn Haldun’un tarihi eserlerinin kabulüne katkıda bulunabileceğini belirtti. [46] Bu fikir birliğine dikkat çeken istisna İbnü’l-Azrakİbn Haldun’dan kısa bir süre sonra yaşayan ve Kitab al-‘Ibar’ın ilk ve dördüncü kitaplarından, prensler için aynalar çalışması geliştirmede yoğun bir şekilde alıntı yapan bir hukukçu. [46]

OSMANLI İMPARATORLUĞU 

İbn Haldun’un çalışması 17. yüzyılda Osmanlı aydınları ile bir miktar tanınma fırsatı buldu. Osmanlı yazılarında İbn Haldun’a ilk atıflar 17. yüzyılın ortalarında, Kâtip Çelebi gibi tarihçiler onu büyük bir etki olarak adlandırırken, başka bir Türk Osmanlı tarihçisi Mustafa Naima , İbn Haldun’un yükseliş teorisini kullanmaya çalıştı. Osmanlı İmparatorluğu’nu tanımlamak için imparatorlukların çöküşü. [46] Osmanlı İmparatorluğu’nun gerilemesinin artan algıları da benzer fikirlerin 16. yüzyılda İbn Haldun’dan bağımsız olarak ortaya çıkmasına neden olmuş ve çalışmalarının bazı etkilerini açıklayabilir. [46]

AVRUPA

Avrupa’da, İbn Haldun ilk dikkatine getirildi Batı dünyasında kendisine bir biyografi göründü 1697’de, içinde Barthelemy d’HERBELOT de Molainville ‘ın Bibliothèque Orientale . Bununla birlikte, bazı bilim adamları İbn Haldun’un çalışmalarının ilk kez İbn Araptah’ın İbn Haldun ve Tamerlane arasındaki bir toplantıyı kapsayan Latince’ye çevrilmiş Tamerlane biyografisi aracılığıyla Avrupa’ya tanıtılabileceğine inanıyorlar. [47] İbn Arabshah göre, bu toplantı sırasında, İbn Haldun ve Timurlenk derinlemesine Mağrib tartışılan yanı sıra tarihinin Timur’un soy ve yer. [48] ibn Haldun 1806, daha fazla dikkat kazanma başladı Silvestre de Sacy sitesindeki Chrestomathie Arabebiyografisini Mukaddimanın bazı kısımlarının Prolegomena olarak çevirisini içeriyordu . [49] 1816 yılında Sacy de tekrar daha detaylı bir açıklaması ile bir biyografi yayımlandı prolegomena.  [50]  Prolegomena hakkında daha fazla ayrıntı ve kısmi çeviriler 1858’de tam Arapça baskının yayınlanmasına kadar yıllar içinde ortaya çıktı. O zamandan beri İbn Haldun’un çalışmaları Batı dünyasında özel ilgi ile yoğun bir şekilde incelenmiştir. [51]

İbn Haldun ile ilgili erken Avrupa çalışmaları, sömürgeci etkilerden ve oryantalizmden büyük ölçüde zarar gördü, çünkü birçok sosyolog 19. yüzyılda Kuzey Afrika’nın eğitimine değmezdi. [46] Ayrıca, birçok sosyolog okuyan yalnızca Kuzey Afrika sosyolog değerinde olarak İbn Haldun inceledi. Reynold A. Nicholson , İbn Haldun’u benzersiz bir şekilde parlak bir Müslüman sosyolog olarak övdü, ancak Haldun’un etkisini azalttı. [47] İspanyol Filozof José Ortega y Gasset , Kuzey Afrika’daki ihtilafları Afrika düşüncesi eksikliğinden kaynaklanan bir sorun olarak gördü ve İbn Haldun’u göçebe ve sedanter tarzlar arasındaki ilişkiye basitleştirerek çatışmayı anlamlandırdığı için övdü. hayat. [47]

İbn Haldun’un ekonomiye katkıları 1954 yılına kadar “500 yıl boyunca St Thomas Aquinas dönemine güvenle sıçrayabiliriz” yazan Joseph Schumpeter gibi tarihçiler tarafından göz ardı edildi . [47] İbn Haldun, St Thomas Aquinas’tan sonra yaşarken, Schumpeter yalnızca Haldun’a geçen referansları yapar ve Khaldun’un önceklerini hariç tutar. [47] Ancak, modern tarihçiler İbn Haldun’un katkılarını tanınan ve öncüllerinden birçok var. [52]

GÜNÜMÜZ TARİHÇİLERİ

Modern tarihçiler de İbn-i Haldun’un eserlerini analiz etmede özgürdürler ve çağdaşlarının ya da Avrupa bilginlerine göre ayakta durmalarının kabulü giderek yaygınlaşmaktadır. Etkili İngiliz tarihçi ve uluslararası ilişkiler uzmanı Arnold J. Toynbee , İbn Haldun Muqaddimah’ı “türünün en büyük eseri” olarak nitelendirdi. [53] Bir zamanlar Londra Ekonomi Okulu’nda felsefe ve mantık profesörü olan Ernest Gellner , Haldun’un hükümet tanımını [n 3] siyaset teorisi tarihinde en iyi olarak kabul etti. [54]

İbn Haldun’un katkıları konusunda daha ılımlı görüşler ortaya çıkmıştır. Laffer eğrisinin adlandırıldığı Arthur Laffer , İbn Haldun’un fikirlerinin ve diğerlerinin bu eğri üzerindeki kendi çalışmalarından önce olduğunu kabul etti. [55] İbn-i Haldun’un katkılarının nüanslarını anlamaya odaklanmak var, akademisyenler Haldun’un eserleri hakkında “İbn Haldun ne gerekli ne de onurlu olmayan tüm el sanatlarını görmezden gelmeyi seçti ve İbn Haldun “gerçekte ne olduğunu tasvir ediyor. … devletin müdahale edip etmemesi gerektiğini tartışmıyor”. [56]

Bir tarihçi ve sosyolog olarak İbn Haldun, İngiliz filozof Robert Flint tarafından tanındı : “Bir tarih teorisyeni olarak , üç yüz yıldan fazla bir süre sonra Vico ortaya çıkana kadar hiçbir yaşta veya ülkede eşit değildi . Plato , Aristo , ve Augustine onun akranları değildi ve diğerleri onunla birlikte anılmaya değmezdi “. İbn Haldun’un toplumların evrimi konusundaki çalışmaları da sosyoloji kavramını ifade eden Egon Orowan’ı etkiledi. [57] İbn Haldun’un kayıt tutma genellikle tarih bilimine yaptığı katkıları tanıyarak lehine geçti iken, Abderrahmane Lakhsassi “yana olan ve özellikle Mağrip hiçbir tarihçi yazdı Berberiler onun tarihsel katkısı olmadan yapabilirsiniz.” [58]

GENEL TANIMA 

İbn Haldun’un halk tarafından tanınması son yıllarda artmıştır. 2004’te Tunus Toplum Merkezi , çalışmaları İbn Haldun’un akrabalık ve dayanışma fikirlerini yansıtan Tunuslu / Amerikalı bir yüksek başarıyı tanıyan ilk İbn Haldun Ödülü’nü başlattı. Ödül, İbn Haldun’dan sonra evrensel olarak Sosyolojinin Babası olarak tanınması ve fikirlerinin kurumun hedefleri ve programlarıyla yakınsaması nedeniyle seçildi. 2006 yılında Atlas İktisadi Araştırmalar Vakfı yıllık bir deneme yarışması başlattı [59]İbn Haldun’un şerefine adı verilen öğrenciler için. Yarışmanın teması “bireylerin, düşünce kuruluşlarının, üniversitelerin ve girişimcilerin, serbest piyasanın İslami öğretilere ve geleneklere dayanarak vatandaşlarının yaşamlarını geliştirmesine ve geliştirmesine izin vermek için hükümet politikalarını nasıl etkileyebileceğidir”. [59] 2006’da İspanya, “Medeniyetler Buluşması: İbn Haldun” sergisini düzenleyerek İbn Haldun’un ölümünün 600. yıldönümünü kutladı. [60] 2011 yılında İbn Haldun’un doğum günü, Kuzey Afrika ve Arap Yarımadası’nda yayınlanan bir Google Doodle tarafından tanındı. [61]

1981 yılında, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı , Ronald Reagan , onun üzerinde bir etkisi olarak İbn Haldun gösterdi arz yönlü ekonomik olarak da bilinen politikaları, Reaganomics’in . “Hanedanlığın başlangıcında küçük değerlendirmelerden büyük vergi gelirleri elde edildiğini” ve “hanedanın sonunda büyük değerlendirmelerden küçük vergi gelirleri elde edildiğini” söyleyen İbn Haldun’u yeniden yorumladı. Reagan, amacının “küçük değerlendirmelere ve büyük gelirlere inmeye çalışmak” olduğunu söyledi. [62]

Kaynakça 

  • Kitāb al-ʻIbar wa-Dīwān al-Mubtadaʼ wa-l-Khabar fī Taʼrīkh al-ʻArap wa-l-Barbar wa-Man ʻĀṣarahum min Dhawī ash-Shaʼn al-Akbār
  • Lubābu-l-Muhassal ücreti Uswoolu-d-Deen
  • Shifā’us-Sā’il
  • Al-Laqaw li-s-Sulṭān
  • İbn Haldun. 1951 التعريف بإبن خلدون ورحلته غربا وشرقا Al-Taʻrīf bi Ibn-Khaldūn wa Riħlatuhu Għarbān wa Sharqān . Muħammad ibn-Tāwīt at-Tanjī tarafından yayınlandı. Kahire (Arapça otobiyografi).
  • İbn Haldun. 1958 Mukaddimah: Tarihe giriş . Arapça’dan Franz Rosenthal tarafından çevrilmiştir . 3 cilt. New York: Princeton.
  • İbn Haldun. 1967 Mukaddimah: Tarihe giriş . Trans. Franz Rosenthal, ed. NJ Dawood. (Kısaltılmış).
  • İbn Haldun, 1332-1406. 1905 ‘ İbn Haldun Prolegomenesinden Bir Seçim ‘. Trans. Duncan Macdonald

Notlar

    • “… bazı Batılılar tarafından tarihçilik ve sosyolojinin gerçek babası olarak görülüyor”. [63]
    • “İbn Haldun, çoğu sosyolog, tarihçi ve filozof olmak üzere çok sayıda Avrupalı ​​düşünürün öncüsü olduğu iddia edildi” ( Boulakia 1971 )
    • “Doğu Sosyolojisinin kurucu babası”. [64]
    • Diyerek şöyle devam etti: “Yeni bir toplum bilimi bulmak için bu büyük plan onu, Vico, Comte ve Marx gibi on sekizinci ve on dokuzuncu yüzyıl sistem kurucularının çoğunun öncüsü yapıyor.” “Sosyal bilimlerin ilk kurucularından biri olarak …”. [65]
    • “Bazıları tarafından modern ekonominin babası ya da en azından büyük bir öncü olarak kabul ediliyor. Batı dünyası Haldun’u sosyolojinin babası olarak tanıyor, ancak onu temellerini atan büyük bir ekonomist olarak tanımakta tereddüt ediyor. ekonominin işleyişini, teknolojinin, ihtisaslaşmanın ve dış ticaretin ekonomik fazladaki önemini ve hükümetin rolünü ve üretim ve istihdamı artırmaya yönelik istikrar politikalarını sistematik olarak analiz etmekte, optimum vergilendirme, asgari devlet hizmetleri, teşvikler, kurumsal çerçeve, hukuk ve düzen, beklentiler, üretim ve değer teorisi “. Cosma, Sorinel (2009). “İbn Haldun’un Ekonomik Düşüncesi”. Ovidius Üniversitesi Ekonomi Yıllıkları (Ovidius Üniversitesi Yayınları) XIV: 52–57
  1.  “kendini adama dışında haksızlığı önleyen bir kurum”

Kaynaklar

  1.  “İbn Haldun – Hayatı ve İşi” . Erişim tarihi: 25 Şubat 2017 .
  2.  Ahmad, Zaid (2010). “İbn Haldun”. Oliver Leama’da (ed.). İslam Felsefesinin Biyografik Ansiklopedisi . Sürekli . doi : 10.1093 / acref / 9780199754731.001.0001 . ISBN9780199754731.
  3.  Doniger, Wendy (1999). Merriam-Webster’ın Dünya Dinleri Ansiklopedisi . Merriam-Webstar Inc. s. 82 . ISBN978-0-87779-044-0.
  4.  Mukaddimah 2: 272-73, alıntı Weiss (1995), s 30
  5.  Weiss 1995 , s. 31 Alıntı Mukaddimah 2: 276–78
  6.  Laurence S. Moss, ed. (1996). Joseph A. Schumpeter: İktisat Tarihçisi: İktisadi Düşünce Tarihi Üzerine Perspektifler . Routledge. s. 87. ISBN9781134785308İbn Haldun , El Farabi’nin politik idealizminden uzaklaştı.
  7.  Mukaddima’da İbn Haldun onu sosyolojide öncü olarak belirtiyor
  8.  Savant, Sarah Bowen (2014). Müslüman Toplumlarda Şecere ve Bilgi: Geçmişi Anlamak . Edinburgh Üniversitesi Yayınları. s. 77. ISBN978-0-7486-4497-1.
  9.  • Joseph J. Spengler (1964). “İslam’ın Ekonomik Düşüncesi: İbn Haldun”, Toplum ve Tarihte Karşılaştırmalı Çalışmalar , 6 (3), s. 268 -306.
    • Jean David C. Boulakia (1971). “İbn Haldun: On Dördüncü Yüzyıl Ekonomisti”, Politik Ekonomi Dergisi , 79 (5), s. 1105-18 .
  10. Lewis, Bernard (1986). “Türkiye’de İbn Haldun”. Ayalon’da David; Sharon, Moshe (ed.). İslam tarihi ve medeniyeti çalışmaları: Profesör David Ayalon onuruna . Brill. sayfa 527-30. ISBN978-965-264-014-7
  11. Bernard Lewis : “Türkiye’de İbn Haldun”, içinde: İbn Haldun: 14. Yüzyılda Akdeniz: İmparatorlukların Yükselişi ve Düşüşü , Vakıf El Legado Andalusí, 2006, ISBN 978-84-96556-34-8 , s. 376 –80 (376) SM Deen (2007) İslami Bilim: yükselme, gerileme ve canlanma . s. 157. ISBN 1-84799-942-5
  12. “Arap Amerikan Ulusal Müzesi: Online Koleksiyonlar” . Erişim tarihi: 25 Şubat 2017 .
  13. Muḥammad ibn Tāwīt aṭ-Ṭanjī, Cairo tarafından yayınlandı 1951
  14. (Fransızca) «Lettre à Mösyö Garcin de Tassy», Journal asiatique , troisième série, tome XII, éd. Société asiatique, Paris, 1841, s. 491
  15.  A., Khaldun: Muhammed Enan için hayatı ve eserleri
  16.  “İbn Haldun’un Hayatı Üzerine Notlar” . Erişim tarihi: 25 Şubat 2017 .
  17.  Mukaddes. İbn Haldun
  18.  Muhammad Hozien. “İbn Haldun: Hayatı ve İşi” . İslami Felsefe Çevrimiçi . Erişim tarihi: 2008-09-19 .
  19.  “Suudi Aramco Dünyası: İbn Haldun ve İmparatorlukların Yükselişi ve Düşüşü” . archive.aramcoworld.com . Erişim tarihi: 2017-12-06 .
  20.  “İbn Haldun – Hayatı ve İşi” . www.muslimphilosophy.com . Erişim tarihi: 2017-12-06 .
  21.  “İbn Haldun: Hayatı ve Eserleri | Müslüman Mirası”. muslimheritage.com. Erişim tarihi: 2017-12-05 .
  22.  İbn Haldun’un Siyasi ve Ekonomik Gerçekçiliği . 2016/03/26.
  23.  “İbn Haldun | Müslüman tarihçi” .
  24.  Bent, Josephine van den (2016-05-03). ”  Dünyadaki Kralların Hiçbiri Earthaṣabiyya’da Eşit Değildir: “İbn Haldun’un Eserlerindeki Moğollar”.Mescid . 28 (2): 171-86. doi : 10.1080 / 09503110.2016.1198535 . ISSN  0950-3110 .
  25.  Schmidt, Nathaniel. İbn Haldun: Tarihçi, Sosyolog ve Filozof. Universal Books, 1900.
  26.  Mukaddimah İbn Haldun. Tarihe Giriş. Arapça’dan Franz Rosenthal tarafından çevrilmiştir. Üç cilt halinde. İlk Cilt. 606 sayfa. Bollingen Vakfı Serisi xliii. Princeton Üniversitesi Yayınları. 1958. Prof. Dr. Darcy Carvalho. Feausp. Sao Paulo. Brezilya. 2016
  27.  Muqaddimah Cilt 1
  28.  Modéran ve Benabbès tarafından Identités et Cultures’deki makalelere bakın dans l’Algérie Antique , Rouen Üniversitesi, 2005 ( ISBN 2-87775-391-3 ).
  29.  Southgate, Minoo (1984). “Bazı Ortaçağ İran Yazılarında Siyahların Olumsuz Görüntüleri”. İran Araştırmaları . 17 (1): 15. doi : 10.1080 / 00210868408701620 . JSTOR  4310424 .
  30. Kevin Reilly; Stephen Kaufman; Angela Bodino, eds. (2003). Irkçılık: Küresel Okuyucu . ME Sharpe. s. 123. ISBN978-0-7656-1059-1.
  31. Hannoum, Abdelmajid (2003). “Çeviri ve Sömürge Hayali: İbn Haldın Oryantalisti”. Tarih ve Teori . 42 (1): 77-80. JSTOR  3590803 .
  32. Oweiss, Ibrahim M. “İbn Haldun, İktisatın Babası.” Georgetown Üniversitesi, New York Eyalet Üniversitesi Yayınları, 1988, faculty.georgetown.edu/imo3/ibn.htm.
  33. Khaldun, Ibn, vd. Mukaddimah – Tarihe Giriş. Princeton University Press, 2015.
  34. “Adam Smith’i yarım milenyum – Evonomics ile yenen inanılmaz Arap bilgin” . Evonomics . 2017-06-09 . Erişim tarihi: 2017-12-05 .
  35. Irwin, Robert. İbn Haldun: Entelektüel Bir Biyografi. Princeton University Press., 2018.
  36. Affandi, Akhmad ve Dewi Puji Astuti. “İbn Haldun Yoksulluk Teorisinin Dinamik Modeli.” Humanomics, cilt. 30, hayır. 2, 2014, s. 136-161.
  37. Affandi, Akhmad ve Dewi Puji Astuti. “İbn Haldun Yoksulluk Teorisinin Dinamik Modeli.” Humanomics, cilt. 30, hayır. 2, 2014, s. 136-161.
  38. Affandi, Akhmad ve Dewi Puji Astuti. “İbn Haldun Yoksulluk Teorisinin Dinamik Modeli.” Humanomics, cilt. 30, hayır. 2, 2014, s. 136-161.
  39.  İbn Haldun, Mukaddimah , ch. 3 nk. 34–35 [ kalıcı ölü bağlantı ]
  40.  Ahmad, Zaid (2003). İbn Haldun epistemolojisi . New York: RoutledgeCurzon. ISBN978-0-415-61275-3.
  41.  Umar Ibn Al Khattab (2 Cilt), Umar Ibn Al Khattab (2017-02-05). Umar Ibn Al Khattab (2 Cilt) .
  42.  “” İbn Haldun Tarihçiliği  nin tam metni ” . archive.org . Erişim tarihi: 2018-04-25 .
  43.  “Kaygan Eğimden Ne Kadar Uzaktayız ? Laffer Eğrisi Yeniden Ziyaret Edildi” by Mathias Trabandt ve Harald Uhlig, NBER Çalışma Raporu No. 15343, Eylül 2009.
  44.  Laffer, Arthur . “Laffer Eğrisi: Geçmiş, Bugün ve Gelecek” . Miras Vakfı . Erişim tarihi: 4 Temmuz 2012 .
  45.  Brederode, Robert F. van (2009). Genel satış vergilendirme sistemleri: teori, politika ve uygulama . Austin [Tex.]: Wolters Kluwer Law & Business. s. 117. ISBN978-90-411-2832-4.
  46.  Simon, Robert (2002).İbn Haldun: Bilim ve Patrimonial İmparatorluk Olarak Tarih . Budapeşte: Akadémiai Kiadó. s. 18–20, 22–24. ISBN978-963-05-7934-6.
  47.  Alatas, Syed Farid (2013). İbn Haldun . Yeni Delhi: Oxford Üniversitesi Yayınları. s. 106-09. ISBN978-0-19-809045-8.
  48. Fischel, Walter (1952). İbn Haldun ve Tamerlane: Şam’da Tarihi Buluşmaları, AD 1401 (AH 803) . Los Angeles: California Üniversitesi Yayınları.
  49.  Enan, Muhammed Abdullah (2007). İbn Haldun: Hayatı ve Eserleri . Diğer Basın . s. 118. ISBN978-983-9541-53-3.
  50.  Enan, Muhammed Abdullah (2007). İbn Haldun: Hayatı ve Eserleri . Diğer Basın . s. 118–19. ISBN978-983-9541-53-3.
  51.  Enan, Muhammed Abdullah (2007). İbn Haldun: Hayatı ve Eserleri . Diğer Basın . s. 119-20. ISBN978-983-9541-53-3.
  52.  Ameer Ali; Herb Thompson (1999). “Schumpeterian Boşluğu ve Müslüman İktisadi Düşüncesi”. Disiplinlerarası Ekonomi Dergisi . 10 : 31–49. doi : 10.1177 / 02601079X99001000104 .
  53.  Encyclopædia Britannica , 15. baskı, cilt. 9, s. 148.
  54.  Ernest Gellner, Pulluk, Kılıç ve Kitap (1988), s. 239
  55.  Arthur Laffer (1 Haziran 2004). “Laffer Eğrisi, Geçmiş, Bugün ve Gelecek” . Miras Vakfı. Arşivlenmiş orijinal 1 Aralık 2007 tarihinde . Erişim tarihi: 2007-12-11 .
  56.  Baali, Fuad (2005). İnsan Sosyal Örgütü Bilim: İbn Haldun’un (1332-1406) İlm el-Umran üzerinde çelişkili Görüntüleme . Lampeter: Edwin Mellen Yayınları. s. 77-95. ISBN978-0-7734-6279-3.
  57.  FRN Nabarro; AS Argon (1996). Egon Orowan. 1901-1989. Bir Biyografik Anı(PDF) . Washington, DC: Ulusal Akademiler Yayınları.
  58.  A. Lakhsassi (1996). “25 – İbn Haldun” . SH Nasr’da; O. Leaman (ed.). İslam Felsefesi Tarihi . Londra: Routledge. s. 350-64.
  59. “2008 İbn-Haldun Deneme Yarışması” . www.atlasusa . Atlas Ekonomik Araştırma Vakfı.
  60.  “Medeniyetler Buluşması: İbn Haldun Sergi Merkezde Açıldı” . un.org . Birleşmiş Milletler . Erişim tarihi: 25 Nisan 2018 .
  61. “Google Doodle: İbn Haldun’un Doğum Günü” . google.com/doodle . Erişim tarihi: 25 Nisan 2018 .
  62.  McFadden, Robert D. (2 Ekim 1981). “Reagan İslam Bilgini Alıntıyor” . New York Times.
  63.  Gates, Warren E. (1967). “İbn Haldun’un İklim ve Kültür Üzerine Düşüncelerinin Yayılması”. Fikirler Tarihi Dergisi . 28 (3): 415-22. Bibcode : 1961JHI …. 22..215C . doi : 10.2307 / 2708627 . JSTOR  2708627 .
  64.  Dhaouadi, M. (1 Eylül 1990). “İbn Haldun: Doğu Sosyolojisinin Kurucu Babası”. Uluslararası Sosyoloji . 5 (3): 319-35. doi : 10.1177 / 026858090005003007 .
  65.  Haddad, L. (1 Mayıs 1977). “On dördüncü Yüzyıl İktisadi Büyüme ve Kalkınma Teorisi”. Kyklos . 30 (2): 195-213. doi : 10.1111 / j.1467-6435.1977.tb02006.x .

Kaynaklar

  • Fuad Baali. 2005 İnsan sosyal örgütü bilimi: İbn Haldun’un (1332-1406) İlm al-ümranı hakkında çelişkili görüşler . Sosyolojide Mellen çalışmaları. Lewiston / NY: Edwin Mellen Yayınları.
  • Walter Fischel. 1967 Mısır’da İbn Haldun: Kamusal işlevleri ve tarihsel araştırması, 1382-1406; İslam tarihçiliğinde bir çalışma . Berkeley: California Üniversitesi Yayınları.
  • Allen Fromherz . 2010 “İbn Haldun: Yaşam ve Zamanlar”. Edinburgh University Press, 2010.
  • Ana Maria C. Minecan, 2012 José-Miguel Marinas’ta (Ed.) “El vínculo comunitario y el poder tr Ibn Jaldún”, Pensar lo político: Ensayos sobre comunidad y çakışması , Biblioteca Nueva, Madrid, 2012.
  • Mahmoud Rabi ‘. 1967 İbn Haldun’un siyasal teorisi . Leiden: EJ Brill.
  • Róbert Simon. 2002 İbn Haldun: Bilim ve patrimonial imparatorluk olarak tarih . Çeviri Klára Pogátsa. Budapeşte: Akadémiai Kiadó. Orijinal baskı, 1999.
Sözlerinden Bazıları

Devlet hakkında

  • Devlet doğal olarak iktidardakileri zengin ve gösterişli yaşam sürmeye sürükler. İktidarda yaşam olanakları çoğalır, yaşam koşulları değişir. Egemenlerin dağıttıkları ücret ve ödüllere ilişkin giderleri artar. Zamanla gelirler, giderleri karşılayamaz olur.[1]

Din hakkında

  • Felsefeciler, peygamberlik kurumunu akıl kanıtıyla tanıtlamaya yöneldikleri zaman, savlarını, bu kanıta [bir düzenleyici bulunması gerektiği kanıtına] dayandırırlar.(…)şöyle derler: “Bu düzenleyicinin yargısı, Tanrı katından geldiği varsayılan bir şeriatla [bir dinle] oluşur.”(…) Felsefecilerin bu akıl yürütmeleri, senin de göreceğin gibi, kesin kanıta dayalı değildir. Neden dersen: varlık ve insanlığın yaşamı, öyle Tanrıdan din getiren biri olmaksızın da oluşup gelişebilir. (…) Düşünün: Kitaplılar ve peygambere uyanlar, kitapları olmayan ateşe tapanlardan sayıca daha azdırlar. Gerçekten ateşe tapanlar, dünyada en kalabalık topluluklardan birini oluştururlar. Kitapları, peygamberleri olmadığı halde, onların da yönetimleri ve uygarlıkları vardır.(…) Ve şu bir gerçek ki, peygamberlik kurumu, akla dayalı bir şey değildir. Onu bildiren, duyuran dindir sadece.[2]
    • Mukaddime, çeviri: Turan Dursun

Siyahlar hakkında

  • Zenciler köleliği kabul eden tek halktır çünkü sahip oldukları insani özelliklerin derecesi düşüktür ve hayvanlar basamağına yakındırlar. Köleliği kabul eden diğer halklar bunu rütbe veya nüfuz kazanmak için yaparlar. Buna örnekler doğudaki Memlük Türkleri ve [İspanya’da] devlet hizmetine giren Frenkler ve Galiçyalılardır.
    • İbn-i Haldun’dan Bernard Lewis’in İslam’da Irk ve Ten Rengi” eserinde yapılan alıntı, Harper and Row, 1970, alıntı S. 38’de yapılmaktadır. Köşeli parantezler Lewis’e aittir.

Grekler hakkında

  • Bir tek milletin, Greklerin bilimleri bize intikal etti, çünkü onların çalışmaları Memun zamanında çevrildi. O, bunu yapmakta başarılı oldu çünkü yanında çok sayıda çevirmeni vardı ve bu bağlamda çok para harcadı.

İnceleme hakkında
  • Aktarmaya alışık kişi, incelemeden yazar, aktarır durur. Tutarlı bakış ise yöneltildiğinde, gerçeği bulup ortaya çıkarır. Bilim de bu gerçeğin evrelerini parlatıp aydınlatır tutarlı görüş için.[1]
    • Mukaddime, çeviri: Turan Dursun

Tarih hakkında 

  • Bilesin ki, tarih, gerçekte dünyanın (…) doğal yapısında belirmiş durumlar demek olan insanların “toplumsal yaşamları” konusunda bilgi vermektir.[3]
    • Mukaddime, çeviri: Turan Dursun
  • Tarih alanında düşülen yanlış ve yanılgının ince bir nedeni var: Çağlar değişir ve günler geçip giderken, toplumların, kuşakların durumlarının da sürekli olarak değiştiğinin gözden kaçırılması. (…) Evrenin ve toplumların durumları, ilişkileri, gidişleri tek bir süreç (“vetîre”) üzerinde sürmez ve değişmeyen bir çizgide kalmaz. Günler, zamanlar geçer, oluşan değişmeler ve durumdan duruma geçişler bütünüdür her şey. Bu değişmeler ve geçişler, kişilerde, sürelerde, kent ve kasabalarda olduğu gibi, tüm evrende, ülkelerde, kıtalarda, zamanlarda ve devletlerde de olur.[4]
    • Mukaddime, çeviri: Turan Dursun
  • Dıştan bakılınca tarih, eski günlerden ve devletlerden, eski çağlarda geçen olaylardan haber veren bilim olmaktan öteye geçmez. Ağızdan ağıza geçen sözler, öyküler anlatılır. Anlatılardan özdeyişler çıkarılıp sergilenir. Toplantı yerlerinde kalabalık belirdiği zaman bunlarla eğlendilirilir dinleyenler.[1]
    • Mukaddime, çeviri: Turan Dursun
  • Derinliğine inilerek bakıldığındaysa, tutarlı bir bakıştır tarih. Bir incelemedir [nazarun ve tahkikun ç.n.]. Olup bitenleri nedenleriyle birlikte incelemedir, nedenlerine bağlamadır. Ne var ki bunun ilkeleri çok incedir. Olguların nasıllarını ve nedenlerini derinlemesine bilmedir. Bundan dolayı tarih, temel bilimdir.[1]
    • Mukaddime, çeviri: Turan Dursun

Toplum hakkında 

  • İnsanların toplumsal yaşamları zorunludur.(…) İnsanın besinini elde etmeye tek başına gücü yetmez.(…) Tahılı öğütüp un durumuna getirmesi, unu hamur yapması, hamuru pişirip ekmek yapması gerekir. Bu üç işten herbiri için de kap-kacak, araç-gereç gerekli olur o insana. Ve sözkonusu işler, birtakım zanaatlar olmadan sonuca ulaşmaz. Demirci gerekli olur, marangoz gerekli olur, çömlekçi gerekli olur. (…) Bütün bunların tümüne ya da bir bölümüne yalnızca bir kişinin gücünün yetebileceği düşünülemez. Öyleyse insanın kendi türünden kişilerin güçlerini birleştirmeleri gerekir. (…) Öyleyse, toplumsal yaşam, insan türü için kaçınılmaz bir zorunluluktur. Toplumsal yaşam olmasaydı, varlıkları olmayacaktı insanların.[5]
    • Mukaddime, çeviri: Turan Dursun
  • Coğrafya kaderdir.

İnsan hakkında

  • İnsan beyni değirmen taşına benzer. İçine yeni bir şeyler atmazsanız, kendi kendini öğütür durur.[6]

Hakkında söylenenler

  • Herhangi bir zamanda, herhangi bir ülkede, herhangi bir zihin tarafından yaratılmış en büyük tarih felsefesinin sahibi.[7]
    • A Study of History: III The Growths of Civilizations (1934) ~ Arnold Joseph Toynbee
  • 15. yüzyılın başına kadar Kuzey Afrika’da yaşayan İbni Haldun tarihçi olduğu kadar, sosyolojinin önderi ve ilk tarih filozofudur.[8]
    • İslam Felsefesi, Kaynakları ve Tesirleri (1967) ~ Hilmi Ziya Ülken
  • İslâm dünyasında Fârâbi ve İbni Sina’da görülen akılcı anlayışa karşı, daha sonraları başka bir islâm düşünürü, İbni Haldun’un ileri sürdüğü görüş, toplumları tabiî şartlara göre inceleyen, , tabiatçı, naturalist bir dünya görüşüdür. İbni Haldun, toplumları uzviyetlere benzetir. Onlar da tıpkı uzviyetler gibi doğarlar, gelişir, yetişir, olgunlaşır ve daha sonra da duraklayarak geriler, küçülür ve yokolourlar. Vico’dan 300 yıl kadar önce ortaya atılmış olan bu görüş, Yunan ve ortaçağ filozoflarına nazaran büyük bir yenilik getirmektedir. Böylece Fârâbi ve İbni Sina’yı da eleştiren bu görüş, Osmanlı devrinde büyük bir ilgi görmüştür… Kâtip Çelebi de Osmanlı devrinin ileri gelen İbni Halduncularındandır. Kâtip Çelebi’nin Düsturu’l-Amelinde İbni Haldun’un bu biyolojist, uzviyetçi toplum felsefesine dayanan bir tarih felsefesi şeması görülür.[9]
    • İslâm Tarihi Dersleri (1971) ~ G. Hüseyin Yurdaydın
  • İbni Haldun, Mukaddime adlı ünlü yapıtında sosyolog gözüyle Arap karakterini inceler ve değerlendirir. Onun bu değerlendirmesinde şüphesiz ki Arap hakkında daha önce Muhammed’in gerek Kur’an hükümleri ve gerek hadislerle ortaya vurduğu görüşler ve değerlendirmeler de rol oynamıştır. Fakat İbni Haldun, bu incelemesini ve eleştirmesini çok daha isabetle ve çok daha bilgili şekilde yapabilmiştir.[10]
    • Arap Milliyetçiliği ve Türkler (1975) ~ İlhan Arsel
  • İbni Haldun’a göre Türkler savaşçı karakterleri ve kahramanlıkları nedeniyle islâmın kurtarıcısı olmuşlardır. Görülüyor ki İbni Haldun, Türk’ün islâm sayesinde kurtarıldığını söylemiyor da tersine islâmın Türk sayesinde kurtulduğunu ifâde ediyor.[11]
    • Arap Milliyetçiliği ve Türkler (1975) ~ İlhan Arsel
  • İbni Haldun, tarihte akılcıdır, sosyoloji ile tarihi birleştirmekte ilk adımı atmıştır. Hilmi Ziya Ülken, onun coğrafî ve ekonomik determinizm düşüncesini savunmasından, Karl Marx ve Montesquieu’nün müjdecisi saydığı gibi, nüfusa ilişkin görüşleriyle de Malthus’la ilişkili görür, aynı zamanda onun kent yaşamından tiksinmesi ve uygarlığın ahlâkı bozduğuna dair düşünceleriyle de Rousseau’dan, hatta bir bakıma da Nietzsche’den önce geldiğini ve Machiavelli’nin de öncüsü olduğunu yazar. İbni Haldun, Gobineau’dan önce ırka önem vermiş, hukuk anlayışında Hobbes ve Hegel’e, taklidin rolüne önem vermekle de G. Tard’a rehberlik etmiştir.[12]
    • Filozoflar Ansiklopedisi (1976) ~ Cemil Sena
  • İbn-i Haldun çağdaş düşüncenin kutup yıldızlarından biridir.[13] ~ Cemil Meriç

Kaynakça

  1. İbni Haldun, Mukaddime, Çeviri: Turan Dursun, Onur Yayınları, s. 17, s. 18, s. 65, s. 385
  2. İbn-i Haldun (1375). Turan Dursun çevirisi (Nisan 1977) Mukaddime I (Türkçe), 143. sayfa. Ankara: Onur Yayınları
  3. İbn-i Haldun (1375). Turan Dursun çevirisi (Nisan 1977) Mukaddime I (Türkçe), 123. sayfa. Ankara: Onur Yayınları
  4. İbn-i Haldun (1375). Turan Dursun çevirisi (Nisan 1977) Mukaddime I (Türkçe), 109. sayfa. Ankara: Onur Yayınları
  5. İbn-i Haldun (1375). Turan Dursun çevirisi (Nisan 1977) Mukaddime I (Türkçe), 139-141. sayfa. Ankara: Onur Yayınları
  6. Pekkan, Ajda. “Sakın küsmeyin”. Hürriyet Gazetesi. Erişim tarihi: 14 Aralık 2015.
  7. Toynbee, Arnold J. (1934). A Study of History: III The Growths of Civilizations (İngilizce)Oxford University Press “he has conceived and formulated a philosophy of history which is undoubtedly the greatest work of its kind that has ever yet been created by any mind in any time or place”
  8. Ülken, Hilmi Ziya (1967). İslam Felsefesi, Kaynakları ve Tesirleri (Türkçe), 320. sayfa. İstanbul: Türkiye İş Bankası Yayınları
  9. Yurdaydın, G. Hüseyin (1971). İslâm Tarihi Dersleri (Türkçe), 132. sayfa. 
  10. Arsel, İlhan (1975). Arap Milliyetçiliği ve Türkler (Türkçe), 53. sayfa. Ankara: Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları
  11. Arsel, İlhan (1975). Arap Milliyetçiliği ve Türkler (Türkçe), 231. sayfa. Ankara: Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları
  12. Sena, Cemil (1976). Filozoflar Ansiklopedisi (Türkçe), 14. sayfa. İstanbul: Remzi Kitabevi
  13. Cemil Meriç, Işık Doğudan Gelir, İletişim Yayınları, s.272.1.