TÜRKİYE’DE GÖÇLERİN MEKÂNSAL ETKİLERİ

Göç, toplumların hem sosyal hem de ekonomik yapısında değişiklikler meydana getiren bir nüfus hareketidir. Bu yer değiştirme hareketi, bazı yerlerde nüfusun azalamasına bazı yerlerde de nüfusun artmasına neden olmaktadır. Bu açıdan bakıldığında özellikle göç alan yerlerde ortaya çıkabilecek mekânsal değişiklikler şu şekilde ele alınabilir:

Öncelikli olarak göç alan yerlerde nüfus yoğunluğu yaşanacağından dolayı şehirsel altyapı yetersizlikleri ortaya çıkar. Bu bakımdan İstanbul, Ankara, İzmir ve Bursa gibi illerde bu soruna çok sık rastlanır (Görsel 2.35). Göç alan yerlerde baş gösteren bir başka sorun da trafik yoğunluğudur. Artan nüfusla bu tür şehirlerde taşıt sayısı artmakta ve mevcut yollar yetersiz kalmaktadır (Görsel 2.36). Yukarıda sayılan şehirler, göç alan yerlerde görülen trafik sorunu kapsamında değerlendirilebilir.

Yerleşim alanları açılmasına yönelik orman alanlarının tahribi veya verimli tarım alanlarının bu mânâda kullanılması gelecekte çevre sorunlarının yaşanmasına zemin hazırlayacaktır (Görsel 2.37). Bu sorunun önüne geçebilmek için yeni yerleşim alanlarının orman ve tarım alanlarının uzağına kurulması gerekir.

Göçler sonucu şehirlerin kenar mahallelerinde oluşan altyapısı eksik, plansız ve düzensiz yerleşmelere gecekondu semtleri denir. Plansız şehirleşme, gecekondu semtlerini de beraberinde getirmektedir. Son yıllarda hayata geçirilen kentsel dönüşüm projeleriyle bu sorunlar çözülmeye çalışılmaktadır. İstanbul, plansız şehirleşmenin önlenmesine yönelik kentsel dönüşüm çalışmalarıyla bu duruma örnek gösterilebilir. Geldiği kırsal kesimin sosyokültürel yapısını sürdürmeye çalışan bireyler, şehrin diğer semtlerinde yaşayan bireylerle uyum sorunu da yaşayabilir.

Sanayi tesisleri, önceden çoğunlukla şehir merkezlerinin dışına kurulmuşken günümüzde yaşanan göçler sonucu şehirlerin büyümesiyle şehir merkezlerinde kalmaya başlamıştır. Bu durum, çeşitli çevre sorunlarına neden olur. Göç sonucu nüfusu hızla artan şehirlerde plansız yeni yerleşme alanları oluşmaktadır. Hâliyle bu alanlara belediye, sağlık, altyapı, ulaşım, eğitim vb. hizmetlerin ulaştırılması konusunda ciddi sıkıntılar yaşanmaktadır.
Göç alan yerler, sadece olumsuzluklarla değil olumlu gelişmelerle de ön plana çıkmaktadır. Bu bakımdan bu tür yerlerde sosyal ve kültürel çeşitlilik artmakta, yeni iş gücü potansiyeli ortaya çıkmakta ve göç eden bazı bireylerin kayda değer niteliklerinden istifade edilebilmektedir. Göç veren yerlere bakıldığında ise nüfusun yer değiştirmesi birtakım mekânsal değişikliklere yol açar. Tarım ve hayvancılıkta üretimin azalması, kamu yatırımlarının kullanılamaz hâle gelmesi, nüfus artış hızının yavaşlayarak belirli bir süre sonra durması ve nüfusun azalmaya başlaması bu sorunların bazılarıdır. Bunların yanı sıra kırsal alanda göç sebebiyle boşalan ev ve diğer eklentiler zamanla harabeye dönmekte, boş kalan tarım alanları erozyona maruz kalarak verimsizleşmekte; nüfusun azalmasıyla nitelikli iş gücü açığı oluşmaktadır.

KAYNAKÇA:

COĞRAFYA – 10 Ders Kitabı ( Kenan TÜRKEZ – Mutlu KARAKOÇ – Nurullah BALŞEN – Tolga PEKTAŞ – İsmail ÖZDOĞAN)  ISBN 978-975-11-4530-7