Tasmanya Soykırımı

Tasmanya Soykırımı (İngilizce Tasmanian Genocide ya da  Tasmanian Aboriginal Genocide, Palawa genocide), Avustralya kıtasının güneydoğu ucunda bulunan Victory eyaletinin hemen açıklarında bulunan Tasmanya adasında yaşamış olan ve 48 kabileden oluşan avcı ve toplayıcı Tasmanya yerlilerine (Palawa, Parlevar) karşı 1803-1847 yıllarında Britanyalı yerleşimciler tarafından uygulanan kültürel ve kitlesel soykırım.[1]

Yerliler ile Britanyalı kolonizatörler arasında 1828-1832 yılları arasında yapılan Black War (ya da Tasmanian War) – Kara Savaşı sırasında yaşananlar, kaydedilen ilk modern soykırım örneğidir.[2] 

Black War (Kara Savaş) çatışmaları sırasında, safkan Tasmanyalılara karşı uygulanan şiddet, kitlesel olarak yok etmeye yönelik bir soykırımdır ve yerli nüfusunun tamamına yakının ölmesiyle neticelenmiştir.[3]

Tasmanya Soykırımı Avustralya’da kıtasında yaşanan soykırımlar zincirinin bilinen en önemli örneğidir.[4] 

Tasmanya yerlilerinin 40.000 yıl önce meydana gelen son buzul çağında, Avustralya ile Tasmanya arasında bulunan Bass Boğazı’nın kapanarak bir kara köprüsü yoluyla geldikleri düşünülüyor. Buzul çağının sona ermesi ile beraber, 18. yüzyıl sonlarında gelen Avrupalı yerleşimcilere kadar, adada izole olarak 8.000 ile 13.000 yıl arasında kaldıkları düşünülmektedir ve yapılan gen araştırmaları bunu desteklemektedir. [5]

Diğer insanlardan binlerce yıldır ayrı kalıp izole ada yaşamı sürdüren yerlilerin konuştuğu Tasmanya dilleri hakkında bilinenler azdır ve başka dillerle tatmin edici bir ilgi kurulamamıştır. Joseph Greenberg Tasmanya dillerini Andaman dilleri ve Papua dilleri ile birlikte Hint-Pasifik dilleri süper-ailesinde sınıflandırmayı dahil etmiş ve bu aileyi diğer Avustralya dillerini katmamıştır. Fakat bu tartışmalı aile tarihî dilbilimciler tarafından kabul edilmemektedir.[6]

14.000 yıl önce Avrustralya ile Tasmanya’nın Bass Boğazı oluşmadan önceki tahmini birleşik hâli

AVRUPALI KOLONİZATÖRLERİN YERLEŞİMLERİ 

Amerika kıtasında ki sömürülerini 1783 senesinde kaybeden Britanya İmparatorluğu, sömürü politikalarının merkezi olarak Avustralya kıtası olarak çevirmişti. İlk sömürü hareketi 1788 senesinde başlamış ve Tasmanya adasına ilk yerleşimciler 1803 senesinde gelmiştir. İlk yerleşimciler çoğunlukla tarım yapmak isteyen serbest yerleşimciler ile bir ceza infaz adası düşünüldüğüden askerler ve mahkumlardı. [7]

Yerli halk ile kolonizatörler arasından yaşanan gerginliğin ilk ana sebebi doğal kaynaklara ulaşım ve toprak kontrolü gibi ekonomik nedenlerdi. Avrupalı yerleşimcilerin ekonomik baskınlığı yerlilerin üretim hacmini tehdit edince, yerliler kendilerini korumak için mücadeleye başladı. [7]

İlk yıllarda, Britanya ve Hindistandan bölgeye gönderilen yiyeceklerin bozuk ve çürümesi sonucu çeşitli hastalıkların baş göstermesine neden olmuştu ve kıtlık yılları olarak geçen 1803 – 1804 yıllarına denk düşen bu dönemde Avrupalılar, Aborjinlerin avladıkları hayvanları avlayarak yaşamlarını devam ettirince Aborjinler ile ilk ciddi çatışmalar başladı.  [8][9]

Britanyalıların 1820-1828 yıllarında kırlık alandaki yerleşimleri ekonomik gerilim yaratmış ve yerliler ile yerleşimciler arasında gerilime neden olmuştu. Göçler sonucu bu dönemde Avrupalı nüfus 5.400 kişiden 18.128 kişiye ulaşmıştı.[10] Avrupalılar tarafından Tasmanya’ya getirilen koyun sayısı 1816-1828 yıllarında 12 kat artarak 54.600’den 791,120 başa ulaşmıştı.[11] Sömürge hükümeti, yerleşimciler için geniş arazileri ayırmış ve adanın yaklaşık % 30 kadarı mera ya da tarım arazisi hâline getirmişti. Kamulaştırılan alanlar, yerlilerin yaşamlarını sürdürdükleri avlaklarıydı ve arazi kaybı ile birlikte yiyecek kaynaklarının da yok edilmesi yerli yaşamını tehdit eder duruma getirmişti. 1828 yılında yerlililer, Britanyalılara karşı ayaklanırlar.[12][13]

 

Tasmanya (Van Diemen’s Land) haritası, 1852

KATLİAMLAR

Tasmanya’daki çatışmaların üç ana kolu vardı: yerleşimciler, askerler, memurlar oluşan Avrupalılar; Bushranger adı verilen haydutlar ve Tasmanya yerlileri.[14]

Avrupalı göçmenler tarafından, Tasmanya yerlilerinin erkekleri tüfeklerle veya başka şekillerde öldürülmüş, kadınları ya vurularak öldürülmüş, ya tecavüz edilmiş ya da işkence veya zehirli un verilerek öldürülmüş, çocukları ise çalıştırılmak üzere kaçırılmıştı.[18] Haydutların ana ekseninde ise köleleştirmek veya tecavüz etmek için Tasmanya kadınları vardı.[14]

Çoğunlukla kaçak eski hükümlülerden oluşan soyguncular olan Tasmanya haydutlarının (Tasmanian bushrangers) [16] yaptığı katliamların yalnızca bir tanesi olan, 1807-8 yılında  Southern interior adı verilen güney iç bölgede, Lemon ve Brown adlı iki kır haydutu (bushranger) ikisi erkek üçü kadın beş Tasmanya yerlisini işkence ederek öldürmesi kayda alınmıştır. [17]

RİSDON COVE KATLİAMI 1804 

Avrupalılar tarafından ilk toplu katliam olan Risdon Cove Katliamı [19] : Tasmanya’nın başkenti Hobart’ın 7 km kuzeyinde Derwent Nehri’nin doğu kıyısındaki Risdon Cove’de 3 Mayıs 1804  tarihinde olmuştur [20][21][22].

Olay; Mumirimina kabilesinden kadınlar ve çocuklarında olduğu ikiyüz kişilik bir grup mevsimlik göç sırasındaki bir kanguru av partisinde bir araya gelmişti. Toplanan yerli grup, öğlen onbir sıralarında Risdon Cove’deki yerleşimine yaklaşmaları sırasında Britanyalı askerlerce ateş açıldı. [23][24]

Katliamdan sonra yetim kalan bir çocuk Beyazlar tarafından kaçırılmıştır ve bu kayda geçmiş kaçırılan ilk çocuk olayıdır. Bir görgü tanığı «yerliler sonra evlerinden sürüldüler ve onların kadın ve çocukları sığırtmaçlar tarafından çalındı» biçiminde anlatmıştır.[21]  

Oyster Bay boyunun on kabilesinden biri olan Mumirimina kabilesinin bu yıllarda ki nüfusu yaklaşık 800 kişi kadardı.[27] Oyster Bay boyunun toprakları Tasmanya’nın güneyindeki en iyi Doğu boz kangurusu (Macropus giganteus) avlağıdır. Burası erken işgal döneminde yerlilerle ciddi açlık sıkıntısı çeken Beyazlar arasında kanguru avı rekabetinin olduğu ve ırkla rarası çatışmaların görüldüğü alandır. 1808 yılında 100 yerli ve 20 Beyaz bu çatışmalarda hayatını kaybetmiştir. 1808 yılından sonra bölgede Mumirimina kabilesinden eser kalmamıştır.[21]

CPE GRİM KATLİAMI 1828 

Cape Grim Katliamı: Tasmanya’nın  kuzeybatı ucundaki Cape Grim burnunda 10 şubat 1828 günü misket tüfeği olan dört Beyaz çoban tarafından North West boyunun Pennemukeer kabilesinden yerlilere yapılan katliamdır. Çobanlar pusuya düşürdükleri yerlilere tüfekle ateş açmış 30 kadar yerliyi öldürüp cesetlerini 60 m yükseklikteki kayalık uçurumdan denize atmışlardır. Kurtulanların sayısı bilinmiyor ve çobanlar katliam yaptıkları tepeyi daha sonra «Zafer Tepesi/Dağı» (Victory Hill / Mount Victory) olarak adlandırmışlardır.[28][29][30][31] Bu katliam, Van Diemen’s Land Company tarafından yapılan son şiddet olaydır.[32]

Öncesinde, 1827 Aralık ayında kadınlarını şirket çobanlarının taciz ve tecavüzünden korurken yerliler öldürülmüştür. Misilleme olarak bir yerli adam 118 koyunu yok etmiştir. Şirket de cezalandırma amacıyla Şubat 1828’de 12 yerliyi öldürmüş, son intikamı da 10 Şubat günü çobanlar yapmıştır.[32]

SOSYAL DARWİNİZM (İNSAN ALTI GÖRÜLEN YERLİLER) ve SOYKIRIM

Sosyal Darwinizm’e göre insan evriminin en alt aşağı tabakası olarak gördüğü insan sınıflarından biriside Tasmanya yerlileriydi. 19. yüzyılda baskın olan bu kurama göre Tasmanya yerlilerinin, modern insan (Homo sapiens sapiens) ile onun primat ataları arasında ki zincirin kayıp bağlantı halkası olduğuna inanılıyordu.

Sosyal Darwinizm kuramına sıkı sıkıya sarılmış olan Avrupalılara göre  Tasmanya yerlileri genellikle insandan daha aşağıda görülmüş ve sonuç olarak birçok kişi onlara hayvanlar gibi davranmanın ahlaksız ve yanlış olmadığına kendini inandırmıştı.

Tasmanya Soykırımı, modern çağda evrimsel natüralizmin (evolutionary naturalism) ürettiği çok sayıdaki trajedinin birçok örneğinden biridir.[25] 1890 yılında Royal Society of Tasmania başkan yardımcısı James Barnard «imha süreci, evrim yasalarının bir aksiyomu ve en güçlünün hayatta kalmasıdır» diyerek durumu ifade etmiştir. [33]

Yazılı kayıtların az olmasına rağmen, yerlilerin birincil politik mağduriyetlerinin kötü muamele ve kadın ve çocukların kaçırılıp esir edilmesi görünüyor.[13] Tasmanya’nın erken sömürge döneminde yiyecek sıkıntısı yanında Britanyalı kadınların azlığı da (zira her altı erkeğe bir kadın oranı vardır) ırklararası şiddeti ve yerlilerin hayal kırıklığını artırmıştır.[35][36] 1827 yılında Avustralya sömürge öncülerinden İskoçyalı gemi cerrahı Peter Miller Cunningham (1789–1864) «kolonide kadın hoşluğunun yokluğu/kıtlığı/açlığı» (the dearth of ‘female lovliness’ in the colony) [69] bulunduğunu yazmıştır. Bu yokluk sıkıntısını fok avcıları (sealer) ve yerleşimciler (settler) yerli kadınlara tecavüz ederek ya da onları kaçırıp sürekli karı yaparak gidermişlerdir.[13] Britanyalı yapı ustası ve eğitimsiz vaiz George Augustus Robinson (1791 – 1866) fok avcılarının bu kadın kaçırmasını «minyatür Afrika köle ticareti» (African slave trade in miniature) olarak nitelendirmiştir.[37]

Yukarıdaki hesabı doğrularcasına Robinson’un jurnallerinde 18 kaçırma, 10 işkence örneği ve avcılar tarafından öldürülen 7 kadın cinayeti yer almıştır[13][40]. Ayrıca, yerleşimcilerin yerli kadınlara tecavüz etmesi, onları kaçırması ve öldürmesi yerlilerle Beyazlar arasındaki çatışmayı şiddetlendirmiştir.[13] Yerleşimciler, koyun çobanları ve sığırtmaçlar () sık sık yerli kadınlarla zorla birlikte olmuş onları evlerinde hizmetçi olarak çalıştırmıştır ve Britanyalı erkekler yerli kadınlara tecavüz etmek ve öldürmekten suçlu bulunmuşlardır.[38][39] Kadınlarının tecavüz edilip öldürülmesine tepki olarak az da olsa bazı yerli erkeklerin misilleme yaptıkları kaydedilmiştir.[41]

Yerli çocukların köleleştirilmesi de savaşı kışkırtan diğer bir sebeptir. Yerleşimciler işte çalıştırmak ya da ev hayvanı (pets) olarak bakmak için çocukları çalmıştır. Pratikte çok yaygın olan bu çocuk çalma işi uygulamada iki Tasmanya lieutenant governor ’u tarafından kınama konuşması yapılmıştır. Avustralyalı tarihçi Lyndall Ryan’ın (d. 1943) söylediğine göre 1817 yılında en az elli kadar yerli çocuk yerleşimcilerin evinde bulunuyordu.[42] 1826 yılında savaş patlak verdiğinde esir edilen çocuk sayısının büyük olasılıkla çok daha yüksek olduğu tahmin ediliyor.[73]. Bir Tasmanya yerlisi (“siyah adam”) vaiz Robinson’a (“beyaz adam”) şöyle demiştir: «Eğer siyah adam gelir de beyaz adamın karısını (lubra) kaçırıp/götürüp çocuklarını (piccaninnies) da öldürürse, bunun için beyaz adam o siyah adamı öldürmez mi?»[43]

1826 yılında Tasmanya yerlileri ekonomik ve siyasi mağduriyetlerinin giderilmesi ve intikam olarak umutsuz gerilla savaşına başlarlar. [38] Oyster Bay boyunun kabile reisi Tukalunginta (Tongerlongeter, Tongerlongter; Beyaz adı: King William; ölümü: 1837 [44] ) vaiz Robinson’a kendilerinin ve atalarının Beyazlar tarafından acımasızca istismar edildiğini, öldürüldüğünü, eş ve kızlarının kaçırılıp uzağa götürüldüğünü söylemiştir.[45]

Britanyalıların askeri stratejisi tökezlerken yerliler üç yıl Beyazlar üzerine saldırılarını yoğunlaştırmışlardır.[45] 1826 ve 1827 yıllarında sömürgeciler ve mülkleri üzerine yerlilerin yüzden fazla saldırısı olmuş ve 42 Beyaz öldürülmüş birçoğu da yaralanmıştır.[46][47] Ardından 1828 yılında yerliler iki kez daha Beyazlara saldırı düzenlemiştir.[48]

Gerilla savaşı soykırım sahnesinin ayarlanmasında önemli bir rol oynar. Özel mülkiyetin tahrip edilip yağmalanması, sivillerin öldürülmesi ve set parçalı muharebe direnmesi gibi gerilla savaşı taktikleri askeri davranışı ihlal eder. Yerleşimci toplumlar için bu tür eylemler suç benzetmesiyle nitelendirilir ya da savaşın tatsız unsurları olarak kabul edilir, fakat onlar ahlaki askeri metodlardan kabul edilmez. Savaşmayan sivillerle savaşçılar arasında ayrım parılmaz, bütün yerli halk hedef haline gelir. Kötü hazırlanmış Avrupa tarzı ordular karşısında sürdürülen gerilla savaşı soykırım için bahane yaratır. Savaşı kazanmanın zor göründüğü durumlarda sömürge güçleri soykırıma yönelirler. Yerlilerin mızraklarını ağaçların gerisinden fırlatıp beyazların ummadığı anda hedef olması ya da vurkaç taktiği yaptıktan sonra ormana kaçmışlar, fakat Britanyalılar peşlerinden gitse bile ormanda onları bulamamışlardır.[45]

Colonial Times gazetesi ayrıca, yerli erkekleri «vahşi hayvanlar» (wild beasts) gibi avlamanın övgüye değer bulunduğunu ve yerli kadınların da «en kötü amaçlı kullanılmaya uygun» olduğunu yazmıştır.[48]

1878 yılında ölen son Tasmanya yerlisi kadın Truganini, 1866

10 Şubat 1828 günü Van Diemen’s Land Company şirketine bağlı sivil çobanların yaptığı Cape Grim Katliamı Britanya sömürge yetkililerine savaşları kazanmak için soykırım yapmanın yolunu göstermiş olabilir. Yerleşimcilerin soykırımvari taktikleri (genocidal tactics) askeri çıkmaza bir çözüm olarak görülmüş ve her Beyaz yerlileri öldürme yetkisine sahip potansiyel bir asker olarak kabul edilmiştir.[49] Sömürge yönetimi sıkıyönetim ilân ederek yerlilere karşı askerî operasyonlara başlamıştır.[50] 1828 yılında başlatılan bu savaşın adı daha sonra Kara Savaş (Black War) olarak anılmıştır.

Vali yardımcısı Arthur 1 Kasım 1828[51] tarihinde sıkıyönetimi ilân ettiğinde, eğer soykırım değilse, etnik temizliği zımnen kurumsallaştırmış oldu:[52]

Gazeteci, yayıncı ve yazar olan Henry Melville (1799–1873)[53] sıkıyönetimin ilân edilmesinden sonraki on iki ay içerisinde bu «vahşi yaratıkların» (wild creatures) üçte ikisinden fazlasının yok edildiğini 1835 yılında yazmıştır.[54]

Sıkıyönetim ilânı katliam furyasını başlatmıştır.[49][55]

Windschuttle gibi soykırım inkârcıları 1830 Şubat ayında hükûmetin canlı yakalanacak yetişkin Tasmanya yerlisi için kişi başına 5 £, çocuklar için 2 £ ödül verildiğini söyleyerek soykırımın olmadığını savunurlar.[95] Fakat, aynı yıl içinde (1 Ekim – 30 Kasım 1830) vali Arthur hükümlü ya da özgür her güçlü Beyaz erkeğe çağrıda bulunarak Kara Hat (Black Line) olarak adlandırılan bir insan zinciri oluşturup Tasmanya kırlarını tarama seferberliği başlatır. 2000 kişiye yakın sayıda silahlı erkek (500 asker, 700 yerleşimci ve 800 hükümlü ya da eski hükümlü) [57] sürek avına benzer biçimde bir av partisi () gibi hat oluşturmuşlardır. Yerleşim bölgelerinden kırlara sürülen Tasmanya yerlilerini arama faaliyetlerine başlayan bu Kara Hat biçiminde kıstırıcı ve sürücü bir yapılanmayla birkaç hafta boyunca güneye ve doğuya ilerleyerek davam eder. Tasmanya yerlilerinin çok az canlı yakalandığı bu pahalı seferberlik başarısız olmuş, kayıtlara göre 2 (iki) yerli sağ yakalanmış 2 (iki) yerli ise öldürülmüştür.[55] 1831 Nisan ayında Kara Hat denen bu meşale alayları (roving parties) dağıtılır.[56] Tasmanya yerlilerine karşı yapılan bu meşaleli sürek avı Tasmanyalı yazar Rohan Wilson’ın 2011 yılında yayımlanan The Roving Party adlı romanına da konu olmuş ve roman Winner of The 2011 Australian/ Vogel’s Literary Award ödülünü kazanmıştır.[57] Amacına ulaşınca 1832 Şubat ayında sıkıyönetim kararı yürürlükten kaldırılır.[58]

Tasmanya yerlilerinin silahları cirit gibi fırlatmalı mızrak, wadi (ahşap mızrak atma aracı) ile taş atılan kol sapanı (showers of stones) gibi kanguru avlarken kullandıkları geleneksel silahlardır ve savaş teknikleri bunlarla vurkaç (hit-and-run) yapmaktır.[90][100] Beyazların silahı ise misket tüfeği ile tabancadır ve Kara Savaş sırasında uygulanan taktik “bul ve yok et” taktiğidir. 1829 Mayıs ayında Tasmanya yerlilerini avlamak (to hunt) üzere arayıp-bulup yok etme partileri düzenlenmiştir.[50][60]

Bu vurkaç ile bul ve yok et taktikli çatışmalarda Britanyalıların kaybı az Tasmanya yerlilerinin ise fazla olmuştur. Britanyalıların yerlilerin çoğunu öldürmesi ve yaralı bırakmaması ya da çok az yaralı olması bul ve yok et politikası gereğidir. Plomley sağ olan Tasmanya yerlilerinin 1824 yılındaki sayısını 1.500 olarak tahmin etmiştir.[50][61] 1835 yılında ise kurtulabilen sağ Tasmanya yerlisi 300 kişidir.[59] Kayıtlara göre Tasmanya adasında son yakalanan yerli ailesi 1842 yılında yedi kişidir.[55]

Askeri harekat sırasında ve sonrasında, soykırımın son aşaması olan yerlilerin hapsedilmesi Beyazlar tarafından uygulamaya konur. Etnik gulag (ethnic gulag) olarak nitelendirilen bu kapalı rezervasyon alanlarına yerlileri hapsetmek onları mülksüzleştirip Beyazlarla olan ekonomik rekabetini kaldırmak ve siyasi hadımlık (political emasculation) demektir. Bu etnik gulaglar soykırımın devamı için gizli bir bulaşma yeri sağlar.[59] Bu kamplar (ya da Amerika Birleşik Devletleri’nde olduğu gibi Kızılderili rezervasyonları) genelde alenen yerli halkı yerleşimcilerden ve Batı Uygarlığından koruma amaçlıdır. Ancak, Sovyet gulagları gibi, etnik gulaglar da yerlileri nispeten dar bir alana hapsederek yetersiz beslenme (malnütrisyon), yetersiz giyim, yetersiz tıbbi bakım ve sağlıksız koşullar altında önemli sayıda yok etme aracı olarak kullanılmıştır.[64] Yerlilerle diyaloğu iyi olan vaiz George Augustus Robinson 1829 yılında yerlileri bulundukları topraklarından alınıp toplanma alanlarına götürmek için cezbedici müzakerelerine başlamıştır.[65] 3 Şubat 1835 günü gönüllü göç ve zorunlu tehcir (voluntary migration and forced removal) tamamlanmış ve bütün Tasmanya yerlileri Tasmanya ana adasından alınıp onun kuzeydoğusunda bulunan Flinders Adası’na taşınmıştır ve Robinson bunu bir raporla vali Arthur’a bildirmiştir.[66] Vaiz Robinson’un bu projesi ile belki de 35.000 yıldır atalarının yaşadığı topraklardan koparılan ve sağ kalabilen 300 kadar Tasmanya yerlisi gurbetçi yapılmıştır, fakat vaizin yaptığı gerçekte o sağ kalanların da toptan imhasını kolaylaştırmak olmuştur[64][67] Flinders Adası “soykırımın işlendiği bir toplama kampı” olarak tanımlanmıştır. [64] Flinders Adasında Wybalenna («Black Man’s House») ya da Settlement Point denen toplama kampında ölümlerin en sık sebepleri arasında grip gibi solunum yolu hastalıkları, verem ve zatürre görülmektedir. 1835 yılında adadaki cerrah Dr. James Allen, Robinson’a verdiği raporda Tasmanya yerlilerin soğuk iklime uygun olmayan giyeceklerle tutulmasının büyük ölümlere sebep olduğunu belirtmiştir.[68] Doktor Allen bu durumun düzeltilmesi için harekete geçmiş, fakat yöneticiler onun bu uyrarılarını dikkate almamıştır.[64] Kurumsallaştırılmış yetersiz beslenme hastalıkların yayılmasını sağlamış ve ölümler başlamıştır. Yerlilerin günlük tayınları “1 pound tuzlama et ve 1,5 pound un” olarak sağlanmıştır ve bunlar beslenme açısından yetersiz, genelde düzensiz ve yerliler için tatsız besinlerdir[69] Bu yetersiz beslenmeyi takviye için yerliler avcılık yapmaya başlamış, fakat sık sık yağmur yağan ve sürekli soğuk rüzgârın estiği Flinders Adasında yetersiz giyeceklerle avcılık verimli olmamıştır.[64] Flinders Adası koşullarının yerliler için ölümcül olduğu başlangıçtan itibaren Britanyalı yetkililer tarafından biliniyordu.[70] 1835 yılında açıldığında son 300 yerlinin konduğu Flinders Adasındaki kamp 1847 yılında kapatıldığında yalnızca 46 yerli hayatta idi.[71] Wybalenna denen kamp yerinde kurtulabilenler Hristiyanlığı kabul etmek zorunda kaldırlar. [72]

Fanny Cochrane Smith (1834–1905). 1878 yılında son “safkan” Tasmanya yerlisi kadın Truganini’nin ölümüyle Tasmanya ırkı tükendiği gibi, Soykırımın son aşaması olan Flinders Adasında doğan ve Tasmanya dillerini akıcı biçimde konuşabilen son kişi olan “yarımkan” Fanny Cochrane Smith’in 1905 yılında ölümü üzerine Tasmanya dileri de tükenmiş oldu.

KÜLTÜREL SOYKIRIM

Tasmanya yerlilerine yapılan soykırım sömürge dönemiyle sınırlı kalmamış, fiziksel eylemler yanında kültürel soykırım olarak da sürmüştür. Tasmanya yerlilerinin kendi dilllerindeki adları önce İngilizceye yazılabilirlik ölçüsünde adapte edilmiş ya da kısaltılmış popüler Britanyalı adlar verilmiş, sonra da tamamen Britanyalı kişi adlarıyla değiştirilmiştir:[73]

Yerli kişi adı Birinci değiştirilmiş adı İkinci değiştirilmiş adı
Trowkebuner Rowlebanna Achilles
Maleteherbargener Moutehelargine Ajax
Wowwee Warwee Albert
Moomereriner Long Billy Alexander
Plerpleropa.ner Big Billy Alfred
Memerlannelargenna Charley Algernon
Woorrady Doctor Alpha
Meenerkerpackerminer Big Jemmy Alphonso
Tolelerduick Dray’s Jerry Andrew
Wetilleetyer Jemmy Arthur
Toyenroun Ben Augustus
Pendeworrewie Ben Benjamin
Tremebonner Little Jacky Buonaparte
Lenergwin Lenergwin Columbus
Moreerminer Big Jacky Constantine

HAYVANLARA UYGULANAN NESLİ TÜKETME ÇABALARI 

Tasmanya’da bazı Tasmanya hayvanları da soykırımdan (soy tükenmesi) kurtulamamıştır.[74][75]

Tasmanya emusu (Dromaius novaehollandiae diemenensis) da 19. yüzyılın ortalarında 1850 civarında Beyazlar tarafından yok edilmiştir.

19. yüzyılın ortalarında 1850 civarında Beyazlar tarafından soyu tüketilen Tasmanya emusu

Tasmanya kurdu ya da Tasmanya kaplanı (Thylacinus cynocephalus): Tasmanya’da içbölgedeki ormanlık ve kıyıdaki fundalık alanı tercih eden Tasmanya kurdunun habitatı Britanyalı yerleşimcilerin sürüleri için elverişli ortam sağladığı için onların hedefi hâline gelmiştir.[75] Beyazların ilk yerleşmeye başladığı dönemlerde Tasmanya kurdunun bulunduğu yöreler kuzeydoğu, kuzeybatı ve kuzey-orta bölgeleridir.[75] İlk başlarda Beyazlarca nadiren karşılaşan kurtlar, daha sonra yavaş yavaş koyunlara saldırmaya başlayınca Beyazların dikkatini çekmiştir. Van Diemen’s Land Company 1830 gibi erken dönemde kurtlar için ödül koymuş ve 1888-1909 yılları arasında da Tasmanya hükumeti öldürülen her yetişkin kurt için 1 £ ve her yavru için de 10 şilin ödeme yapmıştır. 2.184 kurt için ödeme yapılmıştır, fakat gerçek sayının bundan daha fazla olduğu düşünülüyor.[76] Neslinin tükenmesinde çiftçiler ile ödül avcılarının payı vardır.[76] Bununla birlikte, yok olmasında birden fazla faktörün sebep olması muhtemeldir. Beyazların getirdiği vahşi köpekler[76] ile rekabet de nihai tükenme sebebi olabildiği gibi, habitat kaybı ve av türlerinin eş zamanlı yok olumu da etken olabilir.[77][78] 1920 lerin sonlarında vahşi doğada ender rastlanır olmuştur. Vahşi doğadaki en son bireyi 1930 yılında vurulmuştur.[79]

 

NOTLAR: 

  1.  Madley 2004, sayfa: 170-176
  2.  Tatz, Colin : With Intent To Destroy: Reflections on Genocide, Verso Books 2003
  3.  Curthoys 2008, sayfa: 229-252, 230, 245-6
  4.  Moses, sayfa: 98
  5.  Pardoe, Colin (1991). “Isolation and Evolution in Tasmania”. Current Anthropology. 32 (1), s. 1–27. doi:10.1086/203909.
  6.  Blench: Classifications of the Tasmanian languages in relation to the peopling of Australia: sensible and wild theories [1] 
  7.  Madley 2004, sayfa: 170
  8.  Nicholls 1977
  9.  Ryan 1996
  10.  Plomley 1992, sayfa: 25
  11.  Ryan 1996, sayfa: 83
  12.  Ryan 1996, sayfa: 85
  13.  Madley 2004, sayfa: 171
  14.  Early Bushrangers
  15.  Tatz 1999, sayfa: 14
  16. Van Diemonian Time, or, the Civilisational Clean Break, 1803 – 1876 (= Tasmanian bushrangers who claimed they would just as soon “kill a crow as smoke a pipe”, the overarching cause of the decimation and displacement of the Palawa people is to be more properly identified in the expansion of European pastoral interests that began to accelerate from the 1820s onward.)
  17.  Ryan, Abduction and Multiple Killings of Aborigines in Tasmania: 1804-1835, sayfa: 5
  18. Rayner, Tony (2010). Historical Report Regarding Tasmanian Aborigines and the Brighton Plain. Produced for The State of Tasmania Department of Energy, Infrastructure and Resources. August 2010.
  19. Welcome to Cleburne (= We acknowledge Tasmanian Aborigines as the traditional owners of the land on which these buildings stand and honour the Mumirimina people who were killed at the Risdon Cove massacre in May 1804.)
  20. 20 Ryan 2004
  21. Mumirimina People of the Lower Jordan Valley, sayfa: 3
  22. Dianne Johnson (2002) Lighting the Way: Reconciliation Stories. Annandale, NSW: The Federation Press, 2002, pp. 216 ISBN 1862874271. (sayfa: 101: Chandler and Ryan chose to hold the event at Risdon Cove on the northern side of the Derwent River in Hobart as it was the site of the first Tasmanian massacre in May 1804.)
  23. Elder 1988, sayfa: 28-29
  24. Ryan 2008, sayfa: 2-3
  25. Bergman 1996
  26. Mumirimina People of the Lower Jordan Valley, sayfa: 2
  27. N.J.B. Plomley, Friendly Mission: The Tasmanian Journals and Papers of G.A. Robinson 1829–1834, Tasmanian Historical Research Association, 1966
  28. Ryan 1996, sayfa: 135-137
  29. Jan Roberts, pp1-9, Jack of Cape Grim, Greenhouse Publications, 1986 ISBN 0-86436-007-X
  30. Ian McFarlane, Cape Grim Massacre 2006, accessed 26 December 2008
  31. The Companion to Tasmanian History: Cape Grimm massacre
  32. Some examples of racist inhuman policy in history and today
  33. Moorehead, Alan (1969). Darwin and the Beagle > Darwin ve Beagle Serüveni. Çeviren Nermin Arık, TÜBİTAK popüler Bilim Yayınları, İstanbul 1996 ISBN 975-403-052-9 4. (sayfa: 181) 
  34. Plomley 1973, sayfa: 2
  35. Robson 1965, sayfa: 176, 185
  36. Cunningham 1827, sayfa: 291–293
  37. Madley 2004, sayfa: 172
  38. Plomley 1966
  39. Madley 2004, sayfa: 171 < Plomley 1966
  40. Plomley 1966, sayfa: 192
  41. Ryan 1996, sayfa: 78
  42. Plomley 1966, sayfa: 546, 219
  43. Mumirimina People of the Lower Jordan Valley, sayfa: 5
  44. Ryan1996, sayfa: 121-122
  45. Madley 2004, sayfa: 173
  46. Plomley 1992, sayfa: 26
  47. Ryan 1996, sayfa: 90, 92
  48. Plomley, 1992, sayfa: 26, 30
  49. “Governor Arthur’s Proclamation”. National Treasures. National Library of Australia. 5 Mart 2016 tarihinde kaynağından Arşivlendi. Erişim tarihi: 22 Şubat 2013.
  50.  http://trove.nla.gov.au/ndp/del/article/2448994
  51.  Turnbull 1948, sayfa: 109
  52. Plomley 1992, sayfa: 175, 183
  53. Turnbull 1948, sayfa: 249
  54. Ryan, Abduction and Multiple Killings of Aborigines in Tasmania: 1804-1835, sayfa: 19
  55. Madley 2004, sayfa: 174
  56. http://trove.nla.gov.au/ndp/del/article/4219798
  57. http://adb.anu.edu.au/biography/melville-henry-2445
  58. Melville 1835, sayfa: 79
  59. Ryan, Abduction and Multiple Killings of Aborigines in Tasmania: 1804-1835, sayfa: 19-23
  60. Windschuttle 2002, sayfa: 209
  61. Ryan 2008, sayfa: 23
  62. Plomley 1991, sayfa: 108
  63. http://blog.booktopia.com.au/2011/05/16/rohan-wilson-author-of-the-roving-party-answers-ten-terrifying-questions/
  64. Ryan 1996, sayfa: 113
  65. Madley 2012, sayfa: 116
  66. Turnbull 1948, sayfa: 98
  67. Plomley 1992, sayfa: 29
  68. Tension in Tasmania over who is an Aborigine
  69. National Galery of Australia
  70. Madley 2004, sayfa: 175
  71. Reynolds 1995, sayfa: 121–157
  72. Tyenna Valley… Tasmanian Tigers Roamed 4 Mart 2013 tarihinde Wayback Machinesitesinde arşivlendi. by Carol Haberle
  73. Species dying out on Labor’s watch by Cassy O’Connor (= It continues the quiet genocide of Tasmania’s animal and plant life too)
  74. “Australia’s Thylacine: Where did the Thylacine live?”. Australian Museum. 1999. Erişim tarihi: 21 Kasım 2006.
  75. “Wildlife of Tasmania: Mammals of Tasmania: Thylacine, or Tasmanian tiger,Thylacinus cynocephalus”. Parks and Wildlife Service, Tasmania. 2006. 21 Temmuz 2008 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 21 Kasım 2006.
  76.  James Boyce (2006). “Canine Revolution: The Social and Environmental Impact of the Introduction of the Dog to Tasmania”. Environmental History. 11 (1). doi:10.1093/envhis/11.1.102. Erişim tarihi: 21 Kasım 2006.
  77.  Dr Eric Guiler (2006). “Profile – Thylacine”. Zoology Department, University of Tasmania. 18 Mart 2012 tarihinde kaynağından Arşivlendi. Erişim tarihi: 21 Kasım 2006.

Kaynakça 

  • Atkins, T. (1869). Reminiscences of Twelve Years’ Residence in Tasmania and New South Wales; Norfolk Island and Moreton Bay; Calcutta, Madras and Cape Town; The United States of America; and the Canadas. Malvern: The “Advertiser” Office.
  • Backhouse, J. (1843). A Narrative of a Visit to the Australian Colonies. London: Hamilton, Adams and Co..
  • Bacon, J. (1999). “Transcript of Premier Jim Bacon upon his announcement that Wybalenna on Flinders Island is to be returned to the Aboriginal People”. Hobart: Department of Premier and Cabinet.
  • Barta, Tony (2005). “Mr. Darwin’s Shooters: On Natural Selection and the Naturalizing of Genocide”. Patterns of Prejudice 39, no. 2 (2005): 116-36
  • Bergman, Jerry (1996), “Nineteenth Century Darwinism and the Tasmanian Genocide”. Creation research Society Quarterly, Volume 32, Number 4, March, 1996 → Abstract
  • Bischoping, Katherine and Natalie Fingerhut (1996). Border Lines: Indigenous Peoples in Genocide Studies. Canadian Review of Sociology/Revue canadienne de sociologie. Volume 33, Issue 4, pages 481–506, November 1996. Çeviren: Gülhanım Çalışkan (2003). “Sınır Çizgileri: Soykırım Çalışmalarında Yerli Halklar”. ASOS, cilt 5, sayı 1, yıl 2003
  • Bonwick, James (1870). The black war of Van Diemen’s Land. London : S. Low, Son & Marston
  • Butlin, N.B. (1993). Economics and the Dreamtime: A Hypothetical History. Cambridge University Press, Melbourne
  • Cunningham, Peter Miller (1827). Two Years in New South Wales: A Series of Letters, Volume II. London: Henry Colburn.
  • Curthoys, Ann (2008). “Genocide in Tasmania: The History of an Idea”. In A. Dirk Moses (ed.) Empire, colony, genocide: conquest, occupition, and subaltern resistance in world history Berghahn Books
  • Dawson, John (2004): Washout: On the academic response to The Fabrication of Aboriginal History, Sydney 2004, ISBN 1-876492-12-0
  • Dawson, John (2008). “Van Demonisation: The Revival of the Tasmanian Genocide Thesis” [online]. Quadrant, Vol. 52, No. 11, Nov 2008: 48-53. Availability: <http://search.informit.com.au/documentSummary;dn=068564629654062;res=IELLCC> ISSN: 0033-5002. [cited 23 Feb 13].
  • Elder, Bruce (1988). Blood on the Wattle, Massacres and Maltreatment of Australian Aborigines since 1788, Child & Associates, Sydney
  • House of Commons (1831). Correspondence between Lt. Governor Arthur and His Majesty’s Secretary of State for the Colonies on the Subject of the Military Operations Lately Carried Out Against the Aboriginal Inhabitants of Van Diemen’s Land. London: House of Commons.
  • Jones, R.M. (1974). “Tasmanian Tribes”, Appendix in N. Tındale, Aboriginal Tribes of Australia. Australian National University Press, Canberra
  • McFarlane, Ian (2002). Aboriginal Society in North West Tasmania: Dispossession and Genocide, PhD Thesis, University of Tasmania, Tasmania.
  • Madley, Benjamin (2004). “Patterns of frontier genocide 1803–1910: the Aboriginal Tasmanians, the Yuki of California, and the Herero of Namibia.” Journal of Genocide Research (2004), 6(2), June, 167–192.
  • Madley, Benjamin (2012), “Chapter 9: Tactics of nineteenth-century colonial massacre: Tasmania, California and Beyond”. In Theatres of Violence: Massacre, Mass Killing and Atrocity throughout History. Edited by Philip G. Dwyer and Lyndall Ryan. Berghahn Books.
  • Melville, Henry (1835). The History of the Island of Van Diemen’s Land from the Year 1824 to 1835, Inclusive; During the Administration of Lieutenant-Governor George Author. Original 1835; reprint with introduction, Sydney: Halstead Press, 1965
  • Moses, A. Dirk (2000). “An antipodean genocide? The origins of the genocidal moment in the colonization of Australia”. Journal of Genocide Research (2000), 2(1), 89–106
  • Moses, A. Dirk (2008)Moving the Genocide Debate Beyond the History Wars, Australian Journal of Politics and History Volume 54, Number 2, 2008, sayfa: 248-270.
  • Mumirimina People of the Lower Jordan Valley. Tasmanian Aboriginal Centre, 19 February 2010.
  • Nicholls, M., ed. (1977). The Diary of the Reverend Knopwood: 1803–1808. Hobart: Tasmanian Historical Research Association.
  • Plomley, Noel J. B., ed. (1966). Friendly Mission: The Tasmanian Journals and Papers of George Augustus Robinson: 1829–1834. Kingsgrove: Halstead Press.
  • Plomley, Noel J. B. (1973). An Immigrant of 1824. Hobart: Tasmanian Historical Research Association.
  • Plomley, Noel J. B., ed. (1987). Weep in Silence: A History of the Flinders Island Aboriginal Settlement with the Flinders Island Journal of George Augustus Robinson. Hobart: Blubber Head Press.
  • Plomley, Noel J. B. (1992). The Aboriginal/Settler Clash in Van Diemen’s Land: 1803–1831. Hobart: University of Tasmania.
  • Princsep, A. (1833). The Journal of a Voyage from Calcutta to Van Diemen’s Land: Comprising a Description of that Colony during Six Months Residence. London: Stewart.
  • Reynolds, H. (1995). Fate of a Free People: A Radical Re-examination of the Tasmanian Wars. Ringwood: Penguin Australia.
  • Richards, J., ed. (1950). Tasmanian Letters. Christ Church: Jayrich Productions.
  • Robson, L. (1965). The Convict Settlers of Australia: An Inquiry into the Origin and Character of the Convicts Transported to New South Wales and Van Diemen’s Land, 1787–1852. Carlton: Melbourne University Press.
  • Robson, L. (1983). A History of Tasmania, Volume I: Van Diemen’s Land from Earliest Times to 1855. Oxford: Oxford University Press.
  • Ryan, Lyndall (1996). The Aboriginal Tasmanians. St Leonards: Allen & Unwin. ISBN 1-86373-965-3
  • Ryan, Lyndall (2004). “Risdon Cove and the Massacre of 3 May 1804: Their Place in Tasmanian History”, Tasmanian Historical Studies, 9: 107-123
  • Ryan, Lyndall (2008). List of multiple killings of Aborigines in Tasmania: 1804-1835, Online Encyclopedia of Mass Violence, [online], published on 5 March 2008, accessed 22 February 2013, URL : http://www.massviolence.org/IMG/article_PDF/List-of-multiple-killings-of-Aborigines-in-Tasmania-1804.pdf, ISSN 1961-9898
  • Ryan, Lyndall Abduction and Multiple Killings of Aborigines in Tasmania: 1804-1835. Yale University
  • Shipway, Jesse (2005). “Modern by Analogy: modernity, Shoah and the Tasmanian Genocide”, Journal of Genocide Research, 7, (2) pp. 205–219. ISSN 1462-3528 (2005)
  • Tatz, Colin (1999), Genocide in Australia. AIATSIS Research Discussion Paper, Number 8.
  • Tatz, Colin (2001), “Confronting Australian genocide”. In Aboriginal History, Volume 25 2001.
  • Turnbull, C. (1948). Black War: The Extermination of the Tasmanian Aborigines. Melbourne: Lansdowne Press.
  • Watson, F., ed. (1921). Historical Records of Australia, Series III, Volume i. Sydney: Government Printe).
  • Watson, F., ed. (1922). Historical Records of Australia, Series III, Volume v. Sydney: Government Printer.
  • Wellington, J. H. (1967). South West Africa and its Human Issues. Oxford: Oxford Press
  • Windschuttle, Keith (2002). The Fabrication of Aboriginal History, Volume One: Van Diemen’s Land 1803-1847. Macleay Press, Sydney. ISBN 1-876492-05-8