PROF.DR. MÜMTAZ TURHAN

1908 (Hasankale- Erzurum) –  1 Ocak 1969 (İstanbul)  

Mümtaz Turhan, Pasinlerli Şerif Efendi ve Cebriyye Hanım’ın üç çocuğunun en büyüğü olarak, 1908 yılında Erzurum ‘un Hasankale (Pasinler) ilçesine bağlı (o zamanlar nahiye olan) Horasan’da doğdu.

Birinci Dünya Savasşı sırasında Erzurum’un Rus işgaline uğraması sonucu ailesi 1916 senesinde Kayseri’ ye göç etmek zorunda kalmıştı.

Mümtaz Turhan, ilk ve orta öğrenimini Kayseri’de tamamladı. Liseye başlamadan ailesi ile beraber Bursa’ya taşındı ve Lise eğitimini burada başladı. 1924 senesinde ailesi Erzurum’a yeniden dönüş yapınca Mümtaz eğitimine Ankara Lisesinde devam etti ve aynı okuldan 1927 senesinde mezun oldu. Okul sonrasında Milli Eğitim Bakanlığının(Maarif Vekaletinin) açtığı sınavı kazanarak burslu olarak Almanya’ya gitti ve Berlin Berlin Humboldt Üniversitesi’nde Psikoloji eğitimi gördü ve  Max Wertheimer’ın öğrencisi olarak Frankfurt Üniversitesi’nde  Tecrübî (Deneysel) Psikoloji alanında doktora yaptı.

Türkiye’ye 1936 senesinde dönüş yaptıktan hemen sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Deneysel Psikoloji kürsüsünde asistan oldu.  Doktora öretmeni Max Wertheimer teorisi olan “Gestalt Teorisinden” hareketle  yüzde belirli bir heyecan ifadesini algılamanın o ifadenin nasıl bir psikolojik ortamda gözlendiğine bağlı olarak değiştiğini ortaya koyan çalışmalar yaptı. Yüz ifadelerinin yorumlanmasına ilişkin deneysel araştırmasıyla 1939’da doçent oldu.

1936 ile 1942 senesinde memleketi Erzurum’da ki köyüne giden Turhan; şehirden kırsala dönüş yapan toplulukların yaşamlarını inceleme fırsatı buldu. Şehirden kırsala dönüş yapan kitlenin şehir alışkanlıklarından çabuk vazgeçtiklerini gözlemi onu bir hayli şaşırttı ve kültür değişimleri üzerine çalışmaya yöneltti.

1943 yılında Diyabakırlı Mevhibe (Ögel) Turhan Hanım ile evlendi. Bu evlilikten  Nesrin (1946) ve Fügen (1951) isimli iki çocuğu oldu. 

1944 senesinde British Council bursuyla Cambridge Üniversitesi’ne Sosyal Psikoloji dalında ikinci doktorasına başladı. 1948 senesinde Deneysel psikoloji profesörü Frederic Bartlett denetiminde “Kültür Değişmeleri” konusunda doktorasını bitirdi.

Yurda dönüşünden sonra “Kültür Değişimleri” tez odağını genişleterek Lale Devri ile Meşrutiyet Dönemi sonuna kadar olan zaman diliminde büyük şehirlerde meydana gelen kültür değişimlerini yorumladığı çalışması ile Profesör ünvanı aldı. 

Aynı çalışma 1951 senesinde “Kültür Değişmeleri” adıyla yayımlandı.

Birleşmiş Milletler Sosyal Komisyonu’nda 1949-1951 yılları arasında  Türkiye temsilcisi olarak görev aldı.

1952’de İstanbul Üniversitesi Tecrübi(Deneysel) Psikoloji Kürsü başkanı oldu.

Almanca, İngilizce ve Fransızca bilen Turan, bu görevine devam etmekteyken 1 Ocak 1969’da karaciğer kanseri sebebiyle vefat etti.  

ESERLERİ

ESER RESİM AÇIKLAMA
Yüz İfadelerinin Tefsiri Hakkında Tecrübî Bir Tetkik Rıza Coşkun Matbaası, İstanbul, 1941.
Kültür Değişmeleri, Sosyal Psikoloji Bakımından Bir Tetkik İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yayını, İstanbul, 1951.
Maarifimizin Ana Davaları ve Bazı Hal Çareleri Bedir Yayınevi, İstanbul ,1954.
Garplılaşmanın Neresindeyiz Türkiye Basımevi, İstanbul, 1958
Toprak Reformu ve Köy Kalkınması Bedir Yayınevi, İstanbul, 1964.
Atatürk İlkeleri ve Kalkınma Şehir Matbaası, İstanbul, 1965.
Üniversite Problemi Yağmur Yayınevi, İstanbul, 1967
E. Kretschmer’den Beden Yapısı ve Karakter Devlet Matbaası, İstanbul, 1942(Çeviri)
V. Peters’den Ergenlik ve Delikanlılık Çağı Rıza Coşkun Matbaası, İstanbul, 1944 (Çeviri)
D. Krech-R.S. Crutchfield- E.L. Ballachey’den Cemiyet İçinde Fert I,  Milli Eğitim Basımevi, İstanbul, 1969 (çeviri)
D. Krech-R.S. Crutchfield- E.L. Ballachey’den Cemiyet İçinde Fert II,  Milli Eğitim Basımevi, İstanbul, 1969. (Bu eserin ikinci cildi M. Turhan’ın ölümü dolayısıyla eksik kalmıştır. Kitabın 48-54 ve 357-411. sahifeleri asistanı Erol Güngör tarafından tercüme edilmiştir.)

SÖZLER VE ALINTILAR

E. Bogardus’e göre hiç bir züppelik çığırının ömrü bir seneyi aşmaz. Kültür Değişmeleri
Sorokin’e göre halkın siyasi sempatisi de moda gibi sık sık değişmektedir: mesela bu temayül İngiltere’de her iki, iki buçuk senede, Fransa’da dokuz ayda bir değişir. Kültür Değişmeleri
Türkiye’deki ilk şuurlu değişmeler için umumiyetle III. Selim devri başlangıç olarak kabul edilmektedir. Kültür Değişmeleri
İnsan, muhitine intibak hususunda ne derece muvaffak olursa olsun ruhi ihtiyacına karşı kayıtsız kalkamamaktadır. Hatta bilakis maddi sahalardaki başarısı nispetinde ruhi ihtiyaçları ehemmiyet kazanmaktadır. Kültür Değişmeleri
Nasıl iyi bir tercüme için iki lisansa hakkiyle vâkıf birisine ihtiyaç varsa kültür değişmelerini sevk ve idare eden şahısların da, her iki kültürü o derece iyi bilmeleri ve hiç olmazsa cemiyette istedikleri değişiklikler neticesinde meydana gelen içtimai-ruhi hadiseleri ve bunların sebep olacakları diğer vakıaları önceden kestirebilmeleri ve anlamaları icap eder.‬ Kültür Değişmeleri ‬
Lale Devrinin hususiyeti ise, Osmanlı İmparatorluğunun içinde bulunduğu müşkül vaziyetten, acı realiteden bir nevi kaçışı ifade etmesidir… yakın geçmişin dertleri, geleceğin endişe ve kaygıları sanat, debdebe ve ihtişam havası içinde zevk ve safa ile unutulmaya çalışılır. Kültür Değişmeleri ‬
…empoze edilmiş kültür değişmeleriyle karşılaşan iptidai* kavimlerin ekseriya gayet güç bir duruma düştükleri çok defa inhilal** alametleri gösterdikleri; hatta bazen de büsbütün ortadan kalktıkları görülmektedir. Kültür Değişmeleri ‬
kültür ve medeniyetçe müşterek, ahenkli, tabii en büyük bir içtima bütün olmak üzere yalnız ”millet” dediğimiz topluluk vardır; bunun altında… daha küçük gruplar bulmak mümkün ise de bunun üstünde… büyük bir içtimai bütün tespit edilememiştir.

…Hulasa, medeniyet ve kültür birliğinin cari olduğu en büyük içtimai varlık ”millet”tir; ve öyle kalması da çok muhtemeldir

Kültür Değişmeleri ‬
Türkiye’nin geri kalışının sebebi, halkının cehaleti değil, münevverlerinin gerek keyfiyet, gerek kemiyet bakımından, kifayetsiz oluşudur. Garplılaşmanın Neresindeyiz? 
“Mevcudu muhafaza edebilmek için de daha, fazlasını, daha iyisini, daha ilerisini ve mükemmelini istemekten başka bir çare var mıdır?” Garplılaşmanın Neresindeyiz?
“Memlekette ilmi, ilim zihniyetini, hür tefekkürü tesis etmeden hiçbir inkılabın payidar olamayacağını, aksi takdirde her şeyin sözde satıhta ve şekilde kalmaya mahkum olduğunu cesaretle itiraf etme zamanı gelmiştir.”  Garplılaşmanın Neresindeyiz?
“Bugünkü Garp medeniyetinin esas unsurları ilim, ameli hayata tatbikinden ibaret olan teknik, insan haklarını teminat altına alan hukuk ve hürriyettir…” Garplılaşmanın Neresindeyiz?
Neden Garplılaşamadık?
“Bir memleket insanının bilgi ve görgüsünü arttırmadan, ona yeni teknik maharetler kazandırmadan, düşünüş ve yaşayış tarzını ilmi esaslara göre değiştirmeden ne kalkınmanın, ne sanayileşmenin, ne de garplılaşamanın mümkün olamayacağını göstermektedir.”
Garplılaşmanın Neresindeyiz?
“Türk münevverinin maariften anladığı mana,bugünkü sistem içinde ne kafanın formasyonunda, ne de ameli hayatta büyük bir ehemmiyeti olmayan bazı malumattan ibaretti. Ona göre garplılaşma da, kalkınma da, kendisiyle halk arasındaki inanç farklılıklarının giderilmesinden başka bir şey değildir. Garplılaşmanın Neresindeyiz?
“Her devre hakim olan fikirler hakikaten alınması lazım gelen tedbirlerle münasebeti nispetinde tabii bazı değişmelere yol açmış ise de hiçbir vakit beklenilen neticeyi verememiştir. Bu yüzden biribirini takip eden muhtelif devirlerdeki yenilik veya garplılaşma hareketleri fikir, programı ve prensip bakımından bir evvelkine bağlanmamış, arada şuurlu bir irtibat tesis edilememiştir..” Garplılaşmanın Neresindeyiz?
Şu hakikati tekrarlayarak diyebiliriz ki bugün için medeni bir millet, sadece yüzde yüz okuryazarı olan millet demek değildir.
Hakikatte medeni millet, her memleketin nüfusuna nazaran bir avuç teşkil eden birinci sınıf ilim ve ihtisas adamı yetiştiren müesseselere sahip olan millettir.
Garplılaşmanın Neresindeyiz?
“Fiil ve hareketleri meydana getiren saiklerde, zihniyette değişiklik yapmadan davranışlarda devamlı, hakiki bir yenilik temin edilemez.” Garplılaşmanın Neresindeyiz?
“İşte bugün asıl dava -dün de olduğu gibi- hakiki garplılaşmayı temin edecek ana müesseselerin nelerden ibaret olduğu ve bunların en iyi bir şekilde nasıl süratle kurulacağını tayinden ibarettir. Bunda muvaffak olduğumuz gün inkılaplar da emniyet altına girmiş olacaktır.” Garplılaşmanın Neresindeyiz?
“İlim ve ilim zihniyeti bir memleketten diğerine, bir ırktan ötekine nakledilebilir; yeter ki orada rasyonel bir cemiyet bulunsun.” Garplılaşmanın Neresindeyiz?
Garplılaşmamıza(Batılılaşma),mani sebepler dün ne ise bugün de esas itibariyle onlardan pek farklı değildir.
Bu sebepler Garp medeniyetini layıkıyla anlayamamak,bu medeniyetin ana unsurlarının nelerden ibaret olduğunu kavrayamamak,bu esas,kıymetler arasındaki münasebetleri tespit edememek ve işe nereden başlanılması lazım geldiğini tayin hususunda acz göstermek,yani ne yapacağımızı ve nasıl yapacağımızı bilememektir.
Garplılaşmanın Neresindeyiz?
“Garp medeniyetini diğer medeniyetlerden ayırdığı, ona asıl hüviyetini verdiği hususunda ilim ve fikir adamları arasında tam bir birlik vardır.” Garplılaşmanın Neresindeyiz?
“Hakiki inkılapçılık sadece mevcudu muhafaza etmekle kalmamalı, onu zamanın icaplarına göre inkişaf ettirmeli ve tamamlamalıdır.” Garplılaşmanın Neresindeyiz?
Mesela bugün elektriği elde edebilmek için muhakkak evvela, çıra kandil, sonra hava gazı yakmak mı lâzımdır? Öyleyse, rönesansı yapmadan bugün garp medeniyetine kavuşmuş olan İskandinavya, Rusya ve Japonya’nın durumunu nasıl izah edeceğiz? Garplılaşmanın Neresindeyiz?
Zira mühim olan bir şoförün, bir ziraat amelesinin hatta bir ustabaşı veya makinistin, okuma yazma bilmesi değildir; mühim olan bir memleketin, idare ve iş başında bulunanların emrine verilmesi lazım gelen birinci sınıf ilim ve ihtisas adamına sahip olup olmamasıdır. Garplılaşmanın Neresindeyiz?
“Her devrin garplılaşma taraftarlarının
cemiyetin muayyen bazı kısımlarında meydana getirmiş oldukları yenilikler, esas müesseseleri temelinden değiştirecek veya yenilerini iyice kurulmasını temin edecek mahirette olmadığından hedefe eriştirememiştir.”
Garplılaşmanın Neresindeyiz?
İlk ve ortaokullar için kaliteye ehemmiyet vermeden öğretmen bulmak veya yetiştirmek belki mümkündür. Fakat lise ile üniversiteye öğretmen yetiştirmek, başlı başına bir davadır. Çünkü birbirine sıkı sıkıya bağlı bu iki müessesenin seviyeleri üzerinde, istenildiği gibi oynamak mümkün değildir. Garplılaşmanın Neresindeyiz?
Bizim mekteplerimizde tedris(öğretim); hafızayı birçok tafsilat ile doldurmaktan ibarettir. Yaratıcı ilim henüz mekteplerimize girmemiştir… Halbuki yaratıcı ilim melekesine malik olmak, birçok yaratılmış bilgileri ezberlemekten bin kat faydalıdır. Kültür Değişmeleri