ÇIRAĞAN SARAYI BASKINI 

Çırağan Sarayı’nda göz altında tutulan sabık padişah V. Murad‘ı yeniden tahta geçirmek için 20 Mayıs 1878 senesinde Ali Suavi tarafından tertiplenen  kaçırma teşebbüsüdür. 

OLAYIN ÖNCESİNDE DURUM 

93 gün tahtta kaldıktan sonra Şeyhülislam fetvasıyla tahttan indirilen V. Murad’ın annesi Şevkefza Kadın Efendi, oğlunun sağlık durumunun iyi olduğunu ve tahttan haksız yere indirildiği konusunda konuşmaktaydı.
Mevcut Padişah II. Abdülhamid bu dedikoduları kesinkes susturmak için abisi için yerli ve yabancı tabiplere muayene ettirerek, gerçekten kardeşinin akıl sağlığının yerinde olmadığını ve iyileşmesinin imkansız olduğunu hekim raporlarıyla bildirmiştir. Bu duruma rağmen, Kasım 1876 senesinde V. Murad’ı kaçırıp yeniden tahta geçirmek isteyen bir yapının kurulduğu ortaya çıktı. Bu yapının içinde İngiliz sefirliğinde daha önce çalışmış olan Rum asıllı İstavridis ve Lehistanlı Julinin’de aralarında bulunduğu bir grup, kadın kılığında saraya girmeye çalışırken yakalanmıştı. Suçluların tamamı ömür boyu sürgün cezasına mahkum edilse de Sultan II. Abdülhamid tarafından affedildiler. 
Onlarla aynı teşkilata mensup olmak bakımından sabık Sultan V. Murad’ın sıhhati ve akıbeti ile yakında ilgilenen masonların itimatını kazanan İbrahim Ethem Paşa’nın 11 Şubat 1878 senesinde sadrazamlıktan azledilmesinden sonra İstanbul’daki Mason teşkilatı tarafından V. Murad’a bağlı yeni gizli bir cemiyet kuruldu. Komitenin kurucusu ise Rum asıllı meşhur mason Kleanti Skalyeri idi. Kleanti Skalyeri ile V. Murad’ın dostlukları, Murad’ın veliahtlık dönemine kadar uzanmaktaydı ve Skalyeri, V. Murad’ı Mason Localarına kabul eden kişiydi.   
Skalyeri, su yolundan istifade ederek sık sık Çırağan Sarayına gelir ve Sultan V. Murad veya annesi ile görüşürdü. Paris’ten getirdiği özel hekimi aynı yolla saraya getirtmiş ve sultanı bir hafta boyunca muayene ettirmişti. Sultan V. Murad’ı yeniden tahta çıkarmak maksadı ile büyük devlet adamlarına Nakşibend Kalfa aracılığıyla müracaat ettiyse de girişimleri sonuçsuz kalmıştı. Son olarak başvurduğu İngiliz sefirliğinden de istediği desteği alamamıştı. 

Skalyeri ve komitesi istediği desteği bulamayınca, II. Abdülhamid’i öldürerek Murad’ı yeniden tahta geçirmeyi kararlaştırdılar. Komite üyelerinden Hacı Hüsnü Bey durumu Kaşgar elçisi Yakup Han aracılığı ile Padişah Sultan II. Abdülhamid‘e bildirdi. Sultan Abdülhamid tarafından Hacı Hüsnü Bey, kurulan cemiyet hakkında muhbirlik yapması için görevlendirildi. Cemiyetin birkaç suikast planı, önceden haber alındığı için engellenmişti. 

Bu cemiyetin dışında Ali Suavi’nin tertiplediği olay önceden bilinmemesi nedeniyle Hacı Hüsnü Bey hapis cezasına çarptırıldı. 

Mevzu bahis bu cemiyet ile Ali Suavi’nin olayının bir bağının olup olmadığı hakkında kesin bir malumat henüz dahi yoktur.  

OLAYIN GİDİŞATI 

Sultan Abdülhamid’in tahta çıkmasıyla bütün resmi görevlerinden azledilen Ali Suavi’nin Ekim 1876 ve Aralık 1876 tarihleri arasında neler yaptığı bilinmemektedir. Bazı araştırmacılar onun bu sıralarda “Üsküdar Komitesi” adında bir cemiyet kurduğunu iddia etseler de bu konu kesin değildir. 

93 Harbi olarak bilinen Osmanlı – Rus Savaşı sonrasında imzalanan Ayestefanos Anlaşması’nın ağır şartlarının Ali Suavi’yi ateşlediği şüphe götürmeyen bir gerçektir.  

Ali Suavi ve destekçileri taraftarlarını tekke ve medreselerde aramaya başladı. Özellikle savaş sonrası Balkanlardan İstanbul’a göçmüş olan muhacirler arasına karışarak, Abdülhamid‘i kötüleyen Murad’ı ise destekleyen propagandalara başladılar. Şayet  V. Murad tahta yeniden geçerse Ruslarla yapılan anlaşmanın bozulacağı ve dolayısıyla Çatalca’ya kadar dayanan Rusların mağlup edilebileceği propagandası yapılmaktaydı. 

Ali Suavi’nin taraftarlarından bazıları baskında dört gün önce hapsedilmişti. Çırağan Sarayı ile haberleşen Ali Suavi, Sofya ve Plevne’den gelen birçok muhaciri taraftar olarak toplamayı başarmıştı. Taraftarlarına Bulgarlara karşı bir mücadele teşkilatı kurduğunu ve Sultan Murad tahta çıkarsa onlara silah desteği sağlanacağını söyleyen Ali Suavi, onlara Çırağan Sarayı önünde toplanmalarını tembih etti. 

19 Mayıs 1878 senesinde Basiret Gazetesi’nde her şeyin değişeceği hakkında bir yazı yazarak durumu ilan etti. Ertesi gün sabahın erken saatlerinde Rumeli Muhacirleri Çırağan Sarayı yakınlarında olan Mecidiye Camisi’nde toplanmaya başladı. Ali Suavi, Üsküdar’daki evinden hareketle Mecidiye Cami’sinde toplanan ahaliyi yanına alarak kayıklarla Çırağan Sarayı yakınlarına kadar geldiler. Sarayın Kara ve Deniz Muhafızları etkisiz hale getirildi ve saraya girilerek Sultan V. Murad’ın ikinci kattaki odasına ulaştılar. Önceden haberdar olan Sultan Murad hazır bir şekilde gelenleri bekliyordu. Padişahın bir koluna Ali Suavi diğer koluna ise Nişli Salih girerek saraydan çıkarmak istediler. 

Ancak bu sırada Beşiktaş Polis Zabiti olan Hasan Ağa (Yedi Sekiz Hasan Paşa) bir grup askerle sarayı ablukaya aldı. Hasan Paşa saray kapısına gözcü koyarak yanına aldığı birkaç polisle beraber sarayın merdivenlerinden çıkmaya başladı. Sultan Murad’ın 2 kişiyle beraber aşağı indiğini gören Hasan Ağa derhal saldırıya geçerek, başına indirdiği bir darbe ile Ali Suavi’yi yere yıktı. Ali Suavi oracıkta can verdi. Korkuya kapılan Sultan V. Murad kendini hazine dairesine kapattı ve odayı içeriden kilitledi. 

Çıkan çatışmada Nişli Salih, Arnavut Salih Hacı Ahmet ve Molla Mustafa’nın da aralarında bulunduğu 23 kişi öldü ve 30 kişi yaralandı.   

Yedi Sekiz Hasan Paşa

OLAY SONRASI 

Bazı tarihçilere göre 250 bazılarına göre ise 500 kişilik bir muhacir grubu ile Çırağan Sarayı’na hareket eden Ali Suavi’nin asıl amacının veya onu kimin desteklediği bilinmemektedir. Ancak bu durum Sultan II. Abdülhamid’i derinded sarstı ve iç politikasına güçlü bir şekilde tesir etti. Öyle ki, ele geçirilen darbecileri bizzat kendisi sorguladı. Olaya adı karışan bütün muhacirleri İstanbul’dan çıkardı ve abisi Sultan V. Murad ve ailesinin Çırağan Sarayı’ndan çıkarılarak Yıldız Sarayı yakınlarında bulunan Malta Köşkü’ne taşınmasını istedi. 

Devrin hükümet adamları toplanarak Sultan Murad’ın bundan sonraki durumunu müzakere edip aldıkları kararları 23 mayıs 1878 tarihinde padişaha sundular. Bu rapora göre; Sultan Murad’a ait kıymetli silah ve Sultan Abdülaziz’e ait hayli miktarda para ve 97 parça ziynet eşyasının geçici olarak Devlet Hazinesine aktarılması, Sultan Murad’ın Topkapı Sarayı’nda göz hapsinde tutulması veyahut Kütahya, Isparta veya Sivas’a sürülmesi, V. Murad’ın annesi olan Şevkefza Kadın Efendi’nin ise Hicaz’a sürülmesi söyleniyordu. 

Hükümetin aldığı kararlar doğrultusunda sabık padişahın elinde olan bütün silah, para ve ziynet eşyasına el konuldu. Sultan II. Abdülhamid bu olayın arkasında hükümet yetkilerinin de olduğuna inanıyordu ve bütün kabineden şüphe ediyordu. Birçok devlet adamı çeşitli bahanelerle İstanbul’dan uzaklaştırıldı. 

Araştırma komisyonu, Ali Suavi’nin evinde onunla birlikte yaşayan Filibeli Ahmed Paşa ile Damadı Hafız Nuri Bey, Hasköylü Hacı Mehmed ve Hafız Ali’nin ifadelerini esas alarak hazırladığı raporu 30 Mayıs 1878 tarihinde toplanan Harp Divanına takdim etti. 

2 Haziran 1878 tarihinde açıklanan mahkeme kararına göre; olayla birinci dereceden alakalı olan Hafız Nuri Bey idam cezasına, Filibeli Ahmet Paşa, Hafız Ali ve Hacı Mehmed olaya katılmasalar bile gizli kurulan cemiyete üye oldukları için ömür boyu sürgüne, Nuri Bey ve İzzet Paşa’nın oğlu Bağdatlı Gürcü Süleyman Bey’e (Mahmut Şevket Paşa’nın babası) 3 yıl ağır kürek mahkumiyeti, Basiret Gazetesi’nin sahibi Ali Efendi’ye ise olaydan bir gün önce Ali Suavi’nin makalesini yayınladığı için 25 Lira para cezası verildi ve gazetesi kapatıldı. Bunların dışında Sultan Murad’ın hizmetinde olan Çankırılı Ali, Bolulu Hasan, Şehzade Selahaddin’in lalası Ali Efendi ve Ahmed Ağa ise aileleriyle beraber memleketlerine geri gönderildiler. 

II.  Abdülhamid’in basına uyguladığı sansür nedeniyle ahali uzun yıllar bu olaydan ve detaylarından habersiz olmuştu. 

 

KLEANTİ SKALYERİ KOMİTASININ SONU 

Yürütülen soruşturmanın sonlanmasına yakın Kleanti Skalyeri – Aziz Bey komitasının yeni bir teşebbüsü başlamadan önü kesildi. Malta Köşkü’nde göz hapsine alınan Sultan Murad, Kleanti’ye mektup yazarak, köşkten kurtulmak istediğini aksi halde bu köşkün ona mezar olacağını bildirdi. Mektubu alan Kleanti, Sultan Abdülhamid’i eleştiren bir makaleyi kaleme aldı ve Şark Ekspresi isimli gazetede yayınlattı. 

II. Abdülhamid, ikinci bir olayın önünü kesmek için derhal gazete sahibini saraya çağırttı ve sorgulandı. Ardından gazete kapatıldı ve gazete sahibi sürüldü. Bu olay ardından Sultan V. Murad yeniden Çırağan Sarayı’na yerleştirildi. 

Sultan Abdülhamid ise derhal Kleanti Skalyeri ve Aziz Bey Komitasının kapatılması için faaliyetini hızlandırdı. 8 Haziran 1878 tarihinde Dahiliye Nazırı Mehmet Arif Paşa’ya konu ile alakalı kesin emrini verdi. Ertesi gece yarısı Aziz Bey’in Cerrahpaşa’daki evine düzenlenen baskınla cemiyetin birçok üyesi ele geçirildi. Ancak Kleanti, Nakşıbend Kalfa ve Ali Şevket Bey gizli yollardan ülkeyi terk etmişlerdi. 

KAYNAKÇA

  • BA, Yıldız Esas Evrakı, Ks. 17, Zrf. 64, Krt. 23, Evr. nr. 92, 930-931, 933-937, 945, 1455;
  • Ali Efendi [Basiretçi], İstanbul’da Yarım Asırlık Vekayi-i Mühimme, İstanbul 1325, s. 58, 60, 63, 65, 67;
  • Mir’ât-ı Hakîkat, I, 167-172; II, 39;
  • Osman Nûri, Abdülhamîd-i Sânî ve Devr-i Saltanatı, İstanbul 1327, s. 135-136, 138, 410, 431, 636;
  • Mehmed Galib, Sâdullah Paşa yahut Mezardan Nidâ, İstanbul 1327, s. 65, 102-103;
  • Süleyman Paşazâde Sâmi, Süleyman Paşa Muhâkemesi, İstanbul 1328, s. 14, 16, 60, 158-159;
  • Mehmed Memduh [Paşa], Esvât-ı Sudûr, İzmir 1328, s. 34;
  • a.mlf., Hal’ler İclâslar, İstanbul 1329, s. 133;
  • Ziya Şakir Soku, Beşinci Murad’ın Hayatı, İstanbul 1943, s. 55-57, 146-151, 154-157, 162, 166-170, 231, 239;
  • Abdurrahman Şeref, Tarih Musâhabeleri, İstanbul 1339, s. 180, 286-297;
  • Danişmend, Kronoloji, IV, 312-313;
  • a.mlf., Ali Suavi’nin Türkçülüğü, İstanbul 1942, s. 3;
  • Midhat Cemal [Kuntay], Sarıklı İhtilâlci Ali Suavi, İstanbul 1946;
  • Falih Rıfkı Atay, Baş Veren İnkılâpçı Ali Suavi, İstanbul 1954;
  • Karal, Osmanlı Tarihi, VIII, 498-504;
  • Mufassal Osmanlı Tarihi, İstanbul 1963, VI, 3329-3333;
  • S. J. Shaw – E. Kural Shaw, Osmanlı İmparatorluğu ve Modern Türkiye (trc. Mehmet Harmancı), İstanbul 1983, II, 169, 200, 237;
  • “Ali Suavi’nin Tercüme-i Hâlî”, Tercümân-ı Şark, sy. 44, İstanbul 22 Cemâziyelevvel 1295/11 Mayıs 1294;
  • Basîret, nr. 2445, 2446, İstanbul 8-9 Mayıs 1294;
  • “Mahkeme-i Cinayet’ten Başlıklı Tebliğ”, Rûznâme-i Cerîde-i Havâdis, nr. 4639, İstanbul 18 Receb 1298;
  • Abdurrahman Âdil, “Ali Suavi’nin Hal Tercümesi”, Hâdisât-ı Hukukiyye, I/11, İstanbul 1339/Eylül 1923, s. 143-147; I/12 (1339), s. 167-170;
  • İbnülemin Mahmud Kemal, “Abdülhamîd-i Sânî’nin Notları”, TTEM, XVI/13 (1926), s. 60-68; XVI/14 (1926), s. 89-95;
  • Ali Nûri, “Cléante Scalierie et Nakchibend Kalpha”, Akşam, İstanbul 8 Nisan 1934;
  • Süleyman Kâni İrtem, “Saray ve Bâbıâlî’nin İç Yüzü”, Akşam, İstanbul 2 Eylül 1934;
  • B. Haluk Şahsuvaroğlu, “II. Abdülhamid’in Taht’a Çıkışı”, Akşam, İstanbul 5-6 Mart 1946;
  • İ. H. Uzunçarşılı, “Ali Suavi ve Çırağan Sarayı Vakası”, TTK Belleten, VIII/29 (1944), s. 71-118;
  • a.mlf., “V. Murad’ı Tekrar Padişah Yapmak İsteyen K. Skalyeri-Aziz Bey Komitesi”, a.e., VIII/30 (1944), s. 245-328;
  • a.mlf., “Beşinci Murad İle Oğlu Selahaddin Efendi’yi Kaçırmak İçin Kadın Kıyafetinde Çırağan’a Girmek İsteyen Şahıslar”, a.e., VIII/32 (1944), s. 589-597;
  • a.mlf., “Beşinci Murad’ı Avrupa’ya Kaçırma Teşebbüsü”, a.e., X/37 (1946), s. 195-209;
  • a.mlf., “Beşinci Sultan Murad’ın Tedavisine ve Ölümüne Ait Rapor ve Mektuplar, 1876-1905”, a.e., X/38 (1946), s. 317-367;
  • Hüseyin Çelik, “V. Murad’ın Restorasyonu mu? İngiliz Gizli Belgelerine Göre Sultan V. Murad’ın Çırağan Sarayından Kaçırılması veya Yeniden Tahta Çıkarılma Girişimlerinde İngiltere’nin Parmağı Var mıdır?-I”, TT, XVII/99 (1992), s. 179-181;
  • a.mlf., “Çırağan Hadisesi Bir İngiliz Tertibi midir?”, a.e., XVIII/103 (1992), s. 42-49;
  • R. Ekrem Koçu, “Çırağan Vak’ası”, İst.A, VII, 3936-3938.