AİLENİN TANIMI

Bir toplumun yapısını oluşturan, ilişkilerini belirleyen belirli toplumsal kurumlar vardır. Toplumsal kurumların; toplumdan topluma değişen ve hatta aynı toplum içerisinde her birinin ayrı fonksiyonu ve ayrı rolleri vardır.

Bu toplumsal kurumlardan; ekonomi kurumu, mal ve hizmetlerin üretimi, tüketimi ve dağıtım işlevlerini yerine getirir. Din kurumu, bireylerin dünya ve ahiret işlerini düzenleyen ve onlara bir hayat tarzı sunan ilahi kurallar bütünüdür. Eğitim kurumu, bilginin ve kültürel değerlerin bir nesilden ötekine aktarılmasını sağlar. Devlet, belli bir toplumda yaşayan insanların hak, görev, sorumluluk ve davranışlarının kontrolünü elinde tutan siyasal kurumdur. Aile ise içinde insan türünün belli bir şekilde üretildiği, cinsel ilişkilerin düzenlendiği, sosyalleşme sürecinin ilk ortaya çıktığı kültürel mirasın nesilden nesile aktarıldığı; biyolojik, psikolojik, ekonomik, toplumsal, hukuksal görevleri olan sosyal bir kurumdur. Bu kurumların içerisinde aile, diğer kurumlara temel teşkil eden önemli bir fonksiyon üstlenmiştir. Çünkü toplumların ilk gelişme safhalarında, “din, devlet, eğitim, ekonomi gibi diğer sosyal kurumlar öncelikle aile sistemleri içerisinde şekillendiler ve geliştiler, sonraları bu kurumlar kültürel gelişme ile birlikte aileden bağımsız hale geldiler” (Merter,1990,1).

Ailenin belli bir toplumda ve belli bir zamanda yapısını, fonksiyon ve sorumluluklarını, aile içi ilişkileri ve değişmeleri belirlemek için önce aileyi tanımlamak, ailenin toplumdaki yerini ve önemini bilmek gerekir.

Ailenin yapılmış birçok tanımları söz konusudur. Yapılan her tanım, aileyi farklı bir kategori içerisine sokmaktadır. Bu tanımlardan her biri aileyi sosyal hayatın ana şekillerinden biri olarak kabul etmekle beraber, onu sosyal bir grup, sosyal bir birlik, sosyal bir örgüt, bir topluluk, sosyal bir kurum ve hatta sosyal bir yapı şekli olarak ayrı kalıplar içinde değerlendirmektedir (Gökçe,1976,46-47).

Burada önemli olan aile tanımındaki farklılıklar değil, tüm tanımlarda yer alan ve ortak özellik, onun sosyal hayatın ana şekillerinden biri olmasıdır. Ailenin farklı kategoriler içerisinde değerlendirilmesi, onun her toplumda ve aynı toplumda değişik yapı ve özelliklere sahip olmasının doğal bir sonucudur. Aile; cinsel ilişkilere dayalı, çocuk sahibi olma ve bu çocukları yetiştirme özellikleri gösteren bir grup olarak tanımlanır. Winch de aileyi grup kategorisine sokmaktadır: “Aile kuşak ilişkilerine göre âna-baba ve çocuktan meydana gelen bir sosyal gruptur.” Nimkoff’a göre; “karıkoca-çocuklardan veya sadece karı-kocadan kurulu az veya çok devamlılık gösteren bir birliktir”.

Sumner ve Keller’e göre de; “aile, en az iki neslin bir arada bulunduğu kan bağıyla karakterize edilen küçük bir sosyal örgüttür. “Bazı sosyologlar da özellikle ilkel topluluklarda ve kırsal bölgelerdeki aile tipini sosyal hayatın ana şekillerinden biri olan toplulukla özdeş görme eğilimindedirler. Bu tip aileler topluluğun birçok özelliklerini taşımaktadır. Kırsal bölgelerde ya da ilkel gruplar da aile: Üyelerinin bütün ihtiyaçlarını karşılamakla görevlidir. Üretim aile içinde yapılır. Eğitim aile içinde verilir. Aile ayrıca koruyuculuk göreviyle birlikte dini ve boş zamanı değerlendirme görevlerini de yüklenmiştir. Böylece aile üyelerinin hayatlarının tamamını kapsamakla topluluk özelliği de göstermektedir. Sosyolojik literatürde aile genellikle toplumsal kurumlar arasında incelenir. H. E. Barnes’e göre, toplumsal kurumlar: İnsan toplumlarının organize ettiği ve insanın ihtiyaçlarına çeşitli şekillerde cevap verecek, onları idare edip yönetecek bir sosyal yapı ve mekanizmadır. Bu anlayışa göre, aile de, evlilik de, devlet ve hükümet de birer toplumsal kurumdur (Gökçe, 1976, 47).

Kıray, aileyi bir sosyal kurum olarak görmektedir. Ona göre; “aile, toplumsal değişmede tampon kurum işlevi gören, yapısal değişmelerin getirebileceği kopuklukları şekil ve işlev değiştirerek karşılayan, bireylerin güvenlik gereksinmelerini değişik biçimlerde yerine getiren sosyal bir kurumdur (Merter, 1990, 3).

Şahinkaya’ya göre aile, evlenme, kan veya evlatlık edinme bağlarıyla birbirine bağlanmış, aynı evde yaşayan, aynı geliri paylaşan, oynadıkları çeşitli roller çerçevesinde (karı-koca, ana-baba, evlat-kardeş) birbirlerine etki yapan kendilerine özgü bir görgüyü oluşturup kuşaktan” kuşağa sürdüren insan topluluğudur (Şahinkaya, 1975, 17-18).

Yukarıda verilen bu tanımların ışığında ailenin bütün toplumlar için vazgeçilmez bir sosyal kurum olduğu ortaya çıkmaktadır. Zira ailenin toplumsal yapıda üstlendiği biyolojik, ekonomik, psikolojik ve toplumsal görev ve sorumlulukların diğer toplumsal kurumlar tarafından yerine getirilmesinin mümkün olmadığı, bazı toplumlarda farklı zaman boyutları içerisinde yapılan çeşitli incelemeler ve denemelerde görülmüştür. Bu da ailenin her toplum için ne denli önemli bir toplumsal kurum olduğunu göstermektedir.

KAYNAKÇA 

BOTTOMORE, T. B. (1984), Toplum Bilim, Çeviren: Ünsal Oskay, Beta Basım Yayın Dağıtım, İstanbul.
DÖNMEZER, Sulhi, (1984), Sosyoloji, Savaş Yayınları, Ankara.
ERKAL, Mustafa (1991), İktisadi Kalkınmanın Kültürel Temelleri, İstanbul.
GÖKÇE, Birsen (1976), “Aile ve Aile Tipleri Üzerine Bir İnceleme”, Hacettepe Sosyal ve Beşeri Bilimler Dergisi, Cilt: 8, Sayı: 1-2, Ankara.
KOCACIK, Faruk (1986), “Sivas’ta Kentsel Aile”, Cumhuriyet Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi, Sayı: 7, Sivas.
KONGAR, Emre (1970), “Türkiye’de Aile Yapısı, Evrimi ve Bürokratik Örgütlerle İlişkileri”, Amme İdaresi Dergisi, Cilt: 3, Sayı: 2, Ankara.
MERTER, Feridun (1990), 1950-1988 Yılları Arasında Köy Ailesinde Meydana Gelen Değişmeler: Malatya Örneği, Aile Araştırma Kurumu Yayınları, Ankara.
OZANKAYA, Özer (1984), Toplumbilim, Tekin Yayınları, Ankara.
SOLMAZ, Selahattin (1984), Aile Sosyolojisi Ders Notları, Elazığ.
ŞAHİNKAYA, Rezzan (1975), Psiko-Sosyal Yönleriyle Aile, Kardeş Basımevi, Ankara.
TEZCAN, Mahmut (1993), Sosyolojiye Giriş, Ankara.
TİMUR, Serim (1972), Türkiye’de Aile Yapısı, Hacettepe Üniversitesi Yayınları, Ankara.
ÜLKEN, Hilmi Ziya (1943), “Aile”, Aile Yazıları 1, Derleyen: Beylü Dikeçligil-Ahmet Çiğdem, Aile Araştırma Kurumu Yayınları, Ankara

KAYNAK

http://eski.bingol.edu.tr/media/261497/3ailekurumu.pdf

f